AŞK HER ŞEYİ AFFEDER Mİ? | Burcu Büyükyıldız Yorum (Kitap Şenliği'nden)

05:47:00, BY Sümeyye Tunca -




Kitap Adı : Aşk Her Şeyi Affeder Mi?

Yazarın Adı : Burcu Büyükyıldız

Sayfa Sayısı : 512

Yayınevi : Ephesus Yayınları

Seri : Sonsuza Kadar #1







BİR GİZEMİN PEŞİNDE OLDUĞU YOLDA, TUTKUNUN ATEŞİNE ADIM ATAN GÜÇLÜ BİR ADAM... SIRLARINI, GÜZELLİĞİNİN VE CESARETİNİN ARDINA SAKLAYAN GENÇ BİR KIZ... VE CAN YAKAN KISKANÇLIĞIN KIYISINDA, TUTKU DOLU, HIRÇIN BİR AŞK...

Demir Aras, yaşadığı hızlı hayatın yanında, başarıları ve zenginliğiyle tanınan etkileyici bir adamdı. Keskin bakışları ve ihtişamıyla kadınları baştan ayağa titretirken, tek istediği yalnızca zevke dayalı ilişkiler kurmaktı. Ancak gözleri iki meleksi gamzeye değdiği an, reddettiği tüm duyguların gerçek olduğunu kabullenmek zorunda kalmıştı.

Yaşamındaki karmaşadan kaçıp geldiği Paris'te kendine yepyeni bir hayat kuran Burcu Doğan, etrafındaki her erkeği büyüleyen eşsiz bir güzelliğe sahipti. Yaşadığı gizli esareti sona erdirdiği anda kalbini, tek bakışıyla çekimine kapıldığı bir yabancıya teslim etmişti.

O andan itibaren aşk, kesişen hayatlarının tam ortasına düşerken, adam taparcasına sevdiği kadını öfkesi ve kıskançlığıyla yıkacaktı. Yaşananlar onları yakıp tüketirken, ikisi de aşk ve tutkunun koynunda, birbirlerinin soluklarında var olacaklardı.

Paris'ten İstanbul'a uzanan, sırlarla örülü bu ilişki sonsuza dek var olabilecek miydi? Gerçekler açığa çıktığında, aşk her şeyi affedebilecek, küllerinden yeniden doğabilecek miydi?







Merhaba arkadaşlar
Bildiğiniz üzere Kitap Şenliği adında bir etkinlik paylaşılmıştı ve bende buna severek katılmıştım.
Kitap Şenliği ile wattpad de  hemen hemen yüz sayfasını  okumuş olduğum bundan dolayı  okumayı aksattığım bir kitap olan ve benim çok sevdiğim bir yazar olan Burcu Büyükyıldız'ın kitabı "Aşk Her şeyi Affeder Mi?" kitabını raftan indirip okudum. Başta söylemek isterim ki gene kitap kapağı bir harika. Hele ki ciltli olması. Genellikle zaten Ephesus Yayınları ciltli kitaplar konusunda bence oldukça başarılı. 
Yazara ve yazarın kitabına değer vermesini gayet iyi biliyorlar. 


Kahramanlarımız; Burcu ve Demir gittikleri ülkelerde Fransa ve Paris 'te tesadüfen karşılaşması ile  başlıyor her şey.  İlk bakışta birbirlerinden etkilenirler. Daha sonra bu etkilenme arzuya tutkuya ve aşka dönüşüyor.  


Demir kitabın kahramanlarından biri. Sevdi mi tam seven yakışıklı mı yakışıklı karizmatik bir adam.
Tek bir kötü huyu var bence o da kıskanç olması. Sevdiğini belli ettiği gibi kıskandığını da belli eder . 
Bazı yerlerde Demir'e çok kızsam  da bende sevdiğimi kıskanırım ve bende Demir gibi severim herhalde. Burcu'yu  kırdığı zamanlarda benim de Demir Aras'ın kafasını kırasım gelmiyor değil yani.


Burcu'ya gelirsek eğer kanatsız bir melek o. Güzel ve zarif bir kere. Benliğini ve sevgisini tamamen sevdiği adama adayan bir kadın. Cesur yürekli ve güçlü. Kimsenin kalbini kırmak istemiyor fakat insanlar onun kalbini kırmasına kırıyor. Affedici olması kimseye muhtaç olmak istemeyip her işini kendi halletmek gibi bir huyu var. Bu huyları yüzünden insanlar tarafından çok canı yanacak gibi geliyor bana. Benim bu kitap da galiba en çok sevdiğim karakter Burcu oldu. 


Sevgili yazarımızın okuyucusuna anlatmak istediği duyguyu hissettirmesi çok  güzel bir şey. Her yazarın başara bileceği bir şey değil. Sanki kitap da bir kahraman olup oluşan olayları , üzüntüleri, sevinçleri sizde yaşıyorsunuz. 
Kapak konusunda ilk başlarda da dediğim gibi tam kitabın içerisine uygun ve muntazam olmuş. Kitap içeriği de temaya ayak uydurmuş. 

Sevgili Burcu Büyükyıldız'ı tebrik ederim. 
Kitabına da gönlünün güzelliğini yansıtmayı başarmışsınız...



"Her anım seninle, gül kokuna bulanmış şekilde..."



"Bu bir kafesse eğer... Benim kafesimdesin. Sana hissettiğim aşk... Senin kafesin bu. Kollarım, senin hapishanen bu... Ellerimdesin artık. Kaçamazsın. Bir nefes uzağıma gidemezsin. Özgür olmayı unut. Ben seni nefes alış nedenim yapmışken, sana duyduğum aşk aklımı oynatmama neden olurken, sen benim öznesi olmadığım hiçbir duyguyu hissedemezsin." 



"Sana âşık oldum ben, küçüğüm. Sevdim seni ben. Şuramla…” dedi ve sıkıca kavradığı elimi kalbinin üzerine koydu. “Ve şuramla…” dedikten hemen sonra kalbinin üzerindeki elimi şakağına bastırdı. “Sana dokunan ilk adam olduğum gibi, son adam olacağım. Bunun aksi olduğunda karşıma çıkacak her engeli yıkıp geçeceğimi biliyorum. Sevdiğin tek adam olacağım hayatında! Senden önce bir aziz değildim belki ama artık senden başkasını ne ruhum kabul eder, ne de tenim bu hayatta…”


"Küçüğüm! Ağlama! Artık ağlama. Yetmedi mi? Bitmedi mi gözyaşların?"

"Ağlatma. Artık ağlatma."
"Özledim."
"Ben de... Ben de çok özledim."



“Senin her halin güzel… Mesela bu yeni uyanmış halin, saçlarının dağılışı, gözlerindeki o mahmurluk… Ve ben bunlara şahit olmaktan zevk alıyorum. Ama yine de… Tenin…” dedi ve dudaklarını boynuma dokundurup ıslak, derin ve iç geçirten bir öpücük bıraktı. “Tenin sadece bana özel... Benim bakışlarıma, benim dokunuşlarıma özel. Kıskanıyorum, elimde değil.”










Hiç yorum yok:

Yorum Gönder