Aşk-ı Kıyamet - Büşra ÇİVİCİOĞLU Alıntı

09:15:00, BY Sümeyye Tunca -


"Seni bulamamanın, sana ulaşamamanın ne demek olduğunu bilemezsin!
 Ölürüm de bundan sonra seni hiçbir yere bırakmam.
Anladın mı beni peri kızı, seni asla bırakmam!"



Sere serpe yatağımda yatıyor, gözlerimi 
her kapatışımda onun mavi gözleri ile karşı karşıya kalıyordum.
Olmaz, olamaz, mümkün değildi! 
Yani tek bir gece geçirdiğim o adama aşık olamazdım.
İlk görüşte aşk diye bir şey yoktur, hadi ama



İnanamayarak ellerimi yüzüne doğru uzatırken çaresizce, “Sen gerçek misin?” diye sormuştum. Susuyordu… Gözlerini gözlerime dikmiş sanki yüreğimin içine bakıyordu. Gözleri, ‘Ben gerçeğim!’ diye haykırıyordu. Ama o sadece susuyordu…


Bildiğim tek şey tüm benliğimin yanan o kor alevin içinde kaybolduğuydu. Işıl ışıl parlayan o mavi gözlerin içinde kaybolmak, o engin denizde boğulup ölmek istiyordum.


Yaşarken cennete kavuşmuştu. Onun o dolgun ve güzel dudaklarına masum bir öpücük bıraktığında
Azra mışıl mışıl uyumaya devam ediyordu. Teni tenine değdiğinde tüm bedeni bir yay gibi gerilmişti aşık adamın. Sadece kokusu bile aklını başından alıyorken onunla yaşlanmanın nasıl olacağını düşünmeden edemiyordu.


Genç kadın yaşadıklarını sindirmeye çalışıyordu...
Böylesi acı ve vahşi bir olayı sindirmek yada sineye çekmek ne kadar kolay olabilirdi ki? Hayatının her salisesinde o kara gece onunla beraber olacaktı. Zaman kanayan yarasına sadece ve sadece basılan bir parça tuz gibiydi. Sevmek ve inanmak hayatın her evresinde insanların sığındığı bir limandı ama zavallı Azra, belki de gemisini yanlış limana yanaştıran talihsiz kadınlardan sadece biriydi.












Hiç yorum yok:

Yorum Gönder