AŞK HER ŞEYİ AFFEDER Mİ? | Burcu Büyükyıldız Yorum (Kitap Şenliği'nden)

05:47:00, BY Sümeyye Tunca - Hiç yorum yok:




Kitap Adı : Aşk Her Şeyi Affeder Mi?

Yazarın Adı : Burcu Büyükyıldız

Sayfa Sayısı : 512

Yayınevi : Ephesus Yayınları

Seri : Sonsuza Kadar #1







BİR GİZEMİN PEŞİNDE OLDUĞU YOLDA, TUTKUNUN ATEŞİNE ADIM ATAN GÜÇLÜ BİR ADAM... SIRLARINI, GÜZELLİĞİNİN VE CESARETİNİN ARDINA SAKLAYAN GENÇ BİR KIZ... VE CAN YAKAN KISKANÇLIĞIN KIYISINDA, TUTKU DOLU, HIRÇIN BİR AŞK...

Demir Aras, yaşadığı hızlı hayatın yanında, başarıları ve zenginliğiyle tanınan etkileyici bir adamdı. Keskin bakışları ve ihtişamıyla kadınları baştan ayağa titretirken, tek istediği yalnızca zevke dayalı ilişkiler kurmaktı. Ancak gözleri iki meleksi gamzeye değdiği an, reddettiği tüm duyguların gerçek olduğunu kabullenmek zorunda kalmıştı.

Yaşamındaki karmaşadan kaçıp geldiği Paris'te kendine yepyeni bir hayat kuran Burcu Doğan, etrafındaki her erkeği büyüleyen eşsiz bir güzelliğe sahipti. Yaşadığı gizli esareti sona erdirdiği anda kalbini, tek bakışıyla çekimine kapıldığı bir yabancıya teslim etmişti.

O andan itibaren aşk, kesişen hayatlarının tam ortasına düşerken, adam taparcasına sevdiği kadını öfkesi ve kıskançlığıyla yıkacaktı. Yaşananlar onları yakıp tüketirken, ikisi de aşk ve tutkunun koynunda, birbirlerinin soluklarında var olacaklardı.

Paris'ten İstanbul'a uzanan, sırlarla örülü bu ilişki sonsuza dek var olabilecek miydi? Gerçekler açığa çıktığında, aşk her şeyi affedebilecek, küllerinden yeniden doğabilecek miydi?







Merhaba arkadaşlar
Bildiğiniz üzere Kitap Şenliği adında bir etkinlik paylaşılmıştı ve bende buna severek katılmıştım.
Kitap Şenliği ile wattpad de  hemen hemen yüz sayfasını  okumuş olduğum bundan dolayı  okumayı aksattığım bir kitap olan ve benim çok sevdiğim bir yazar olan Burcu Büyükyıldız'ın kitabı "Aşk Her şeyi Affeder Mi?" kitabını raftan indirip okudum. Başta söylemek isterim ki gene kitap kapağı bir harika. Hele ki ciltli olması. Genellikle zaten Ephesus Yayınları ciltli kitaplar konusunda bence oldukça başarılı. 
Yazara ve yazarın kitabına değer vermesini gayet iyi biliyorlar. 


Kahramanlarımız; Burcu ve Demir gittikleri ülkelerde Fransa ve Paris 'te tesadüfen karşılaşması ile  başlıyor her şey.  İlk bakışta birbirlerinden etkilenirler. Daha sonra bu etkilenme arzuya tutkuya ve aşka dönüşüyor.  


Demir kitabın kahramanlarından biri. Sevdi mi tam seven yakışıklı mı yakışıklı karizmatik bir adam.
Tek bir kötü huyu var bence o da kıskanç olması. Sevdiğini belli ettiği gibi kıskandığını da belli eder . 
Bazı yerlerde Demir'e çok kızsam  da bende sevdiğimi kıskanırım ve bende Demir gibi severim herhalde. Burcu'yu  kırdığı zamanlarda benim de Demir Aras'ın kafasını kırasım gelmiyor değil yani.


Burcu'ya gelirsek eğer kanatsız bir melek o. Güzel ve zarif bir kere. Benliğini ve sevgisini tamamen sevdiği adama adayan bir kadın. Cesur yürekli ve güçlü. Kimsenin kalbini kırmak istemiyor fakat insanlar onun kalbini kırmasına kırıyor. Affedici olması kimseye muhtaç olmak istemeyip her işini kendi halletmek gibi bir huyu var. Bu huyları yüzünden insanlar tarafından çok canı yanacak gibi geliyor bana. Benim bu kitap da galiba en çok sevdiğim karakter Burcu oldu. 


Sevgili yazarımızın okuyucusuna anlatmak istediği duyguyu hissettirmesi çok  güzel bir şey. Her yazarın başara bileceği bir şey değil. Sanki kitap da bir kahraman olup oluşan olayları , üzüntüleri, sevinçleri sizde yaşıyorsunuz. 
Kapak konusunda ilk başlarda da dediğim gibi tam kitabın içerisine uygun ve muntazam olmuş. Kitap içeriği de temaya ayak uydurmuş. 

Sevgili Burcu Büyükyıldız'ı tebrik ederim. 
Kitabına da gönlünün güzelliğini yansıtmayı başarmışsınız...



"Her anım seninle, gül kokuna bulanmış şekilde..."



"Bu bir kafesse eğer... Benim kafesimdesin. Sana hissettiğim aşk... Senin kafesin bu. Kollarım, senin hapishanen bu... Ellerimdesin artık. Kaçamazsın. Bir nefes uzağıma gidemezsin. Özgür olmayı unut. Ben seni nefes alış nedenim yapmışken, sana duyduğum aşk aklımı oynatmama neden olurken, sen benim öznesi olmadığım hiçbir duyguyu hissedemezsin." 



"Sana âşık oldum ben, küçüğüm. Sevdim seni ben. Şuramla…” dedi ve sıkıca kavradığı elimi kalbinin üzerine koydu. “Ve şuramla…” dedikten hemen sonra kalbinin üzerindeki elimi şakağına bastırdı. “Sana dokunan ilk adam olduğum gibi, son adam olacağım. Bunun aksi olduğunda karşıma çıkacak her engeli yıkıp geçeceğimi biliyorum. Sevdiğin tek adam olacağım hayatında! Senden önce bir aziz değildim belki ama artık senden başkasını ne ruhum kabul eder, ne de tenim bu hayatta…”


"Küçüğüm! Ağlama! Artık ağlama. Yetmedi mi? Bitmedi mi gözyaşların?"

"Ağlatma. Artık ağlatma."
"Özledim."
"Ben de... Ben de çok özledim."



“Senin her halin güzel… Mesela bu yeni uyanmış halin, saçlarının dağılışı, gözlerindeki o mahmurluk… Ve ben bunlara şahit olmaktan zevk alıyorum. Ama yine de… Tenin…” dedi ve dudaklarını boynuma dokundurup ıslak, derin ve iç geçirten bir öpücük bıraktı. “Tenin sadece bana özel... Benim bakışlarıma, benim dokunuşlarıma özel. Kıskanıyorum, elimde değil.”










Okuma Etkinliği; A'dan Z'ye Kitap Cenneti

12:50:00, BY Sümeyye Tunca - 1 yorum:

Merhaba Arkadaşlar;
Bu zamana kadar katılmak istediğim fakat cesaret edemediğim birçok etkinlik oldu.
Bu benim katıldığım ilk etkinlik.
Bundan dolayı biraz tedirginim birazda heyecanlı.
Etkinliğin kurucuları;
 Kitap İklimi ,  Bir Otakunun Dünyası ve Hayal Perest'in Zaman Yolculuğu blogları.Hepsini severek takip ediyorum. A'dan Z'ye Kitap Cenneti etkinliğindeki listeme sadık kalır ve böylece listemdeki okurum.Bazı kurallar varmış bu kuralları sizler ile de paylaşayım hani olur da katılmak isteyen arkadaşlarımız olursa diye ;



Kurallarımız

A’dan Z’ye Kitap Cenneti etkinliğimizin başlangıç tarihi 21 Ocak, bitiş tarihi 21 Mart’tır. 21 Şubat’ta da bir ara kontrol yaparız

Etkinliğe katılmak isteyenler yapması gerekenler çok basit. 28 harf için 28 kitap seçeceksiniz. Herhangi bir puanlamamız olmadığı için bir harften iki kitap okumanın bir getirisi olmayacak.

Etkinliğe katılmak isteyenler 3 bloga da yorum bırakabilir. Listelerinizi istediğiniz platformda (blog, instagram,facebook) yayınlayabilirsiniz. Listenizi yayınlarken hazırladığımız görseli kullanabileceğiniz gibi kendi hazırladığınız bir görseli de kullanabilirsiniz. Sadece yazmanız bile kabulümüzdür J

Sonucunda bir ödülümüz yok. Amacımız, okuma listelerimizi daha eğlenceli bir hale getirmek. Tabii ki sponsor olmak isteyen yayınevi-yazar olursa hayır demeyiz.


İşte benim Listem :):)


Yeni Bir Yayınevi ve Yeni Kitaplar

12:42:00, BY Sümeyye Tunca - Hiç yorum yok:


Leman Veli / Çelişki
Omzuna ağır gelen yükler eşliğinde düşünüyordu. Dudakları gerginliğini belli edercesine ifadesizdi.
Gözleri ise kendi renginden çıkıp bambaşka bir renge bürünmüştü. 
Sert rüzgar adamın yüzüne çarparak düşüncelerini aydınlatmaya çalışsa da adam rüzgar ve beraberinde getirdiği kar tanelerini umursamadan soğuk salıncakta hafifçe sallanmaya devam etti. Beyni tamamen dolu olan adam bir nebze olsun düşünce deryasından çıkmak için kendince soğuğu çıkış yolu olarak görüyordu. 
Ama düşünce deryası onu çoktan kendi esareti altına almış, ellerine bir kelepçe geçirmişti. 
Adam o kadar derin düşünüyordu ki dünyadan kopmuş gibiydi. Kaşları çatık, sert bir ifade ile yıllardır gördüğü bahçeyi derinden inceliyordu. 
Ama sadece gözleri inceliyordu. 
Beyni ise başlattığı oyun için yeni, yepyeni planlar kuruyordu. 
O bir oyun kurmuştu. 
Herkesin ona yardımcı olacağı bu oyundan başroller bihaberdi... Adam onların ikisine de değer veriyordu. 
Ama birine daha fazla...


Osman DALDAL / Salgın

İnsanlık 1900’lü yıllardan bu yana birbirlerini kontrol etmenin yollarını araştırmış ve bu yolda her şeyi denemişlerdir. Yıllar sonra araştırma başarısızlıkla sonuçlanmak üzere iken ortaya bir fikir atıldı. Karanlık madde…
Karanlık maddeyi bulmak için yapılan çalışmalar sonucunda Himalayalar’da bulunan gizemli taş insanlığın sonunu getirdi. Üzerindeki mavi halkalarla muazzam bir güç sağlayan taştan insanları kontrol edecek gücü vermesi istenmişti fakat o bunun tam tersini yaptı. İnsan ırkının çoğunu yok etti.
Bu salgına karşı yapılan savaşı kaybeden insanlıktan sağ kurtulanlar yeraltına çekildi ve yıllarca yeryüzüne çıkamadılar. Ta ki canlarına tak edene kadar...



Leman Sağınç / Ölümün Soğuk Nefesi

Geçmişi geride bırakmanın kolay bir şey olmadığını herkes gibi o da anlayacaktı. 
Korkunun gölgesindeyken sıradan bir hayata sahip olmaya çalışmak... 
Maziyi geride bıraktığını düşünen Christine için her şey yeni başlıyordur aslında. 
Aşkın gözleri kör ettiğine inanmıyorsanız tekrar düşünün derim. Ya sevdiğiniz insanlar sandığınız kadar masum değillerse? Üstelik sizden de günahkarlarsa? 
Bir doktor, bir psikiyatrist ve iki eski teşkilat üyesi masonların yüzyıllardır peşinde olduğu şifreyi çözebilecekler mi? 
Yoksa yeni dünya düzenindeki mi yerlerini mi alacaklar?
Sahip oldukları doğa üstü güçleri insanları kurtarmak için mi yoksa geçmişte yaşadıkları küçük hesapları için mi kullanacaklar? 
Adaletin yokluğunda plan içinde plan yapılmışken oyun, kurallarına göre oynanabilir mi?
Sona çeyrek kala tüm düğümler çözüldüğünde ve saklanan tüm gerçekler açığa çıktığında bunu engelleyecek kimse kalmayacak. 
İnsanların neler yapamayacağı konusundaki tüm görüşleri bir kenara bırakarak sınırların nasıl aşıldığına şahit olmak ister misiniz?
Ve unutmayın; herkes yaşattığını yaşar...



Ayşe Güneser / Tenimdeki Katil

Duru; 22 yaşında genç ve başarılı bir gazetecidir. Her şeyden habersiz olan genç kız,tesadüfen tanık olduğu cinayetin peşinden giderken kendini katilin hayatının tam ortasında bulur.
Hayatı tepetaklak olan Duru'nun başına gelen olaylar, onu hem psikolojik hem de fiziksel olarak yormaktadır.
Ayakta kalmaya çalışan genç kız, katilin etkisine de kapılmaktadır.
Direnmeye çalıştıkça kendini hep onun yanında bulur.
Birbirlerine olan öfkelerinin yanında, arzuları daha baskındı.
Tutkulu ve aksiyon dolu bir aşk hikayesi...
O, tenimin kokusunu seven bir katildi...




Özlem Yalçınkaya / Aşk Karası Alıntılar

11:32:00, BY Sümeyye Tunca - Hiç yorum yok:
Adı bile güven vermeyen bu adamın sözüne inanıp rahatlayamazdı Firuze. 
İlk kez adı Karan olab biriyle tanışmıştı. 
Karanlığın Karan'ı diye geçirdi içinden. 
Ailesinin bu ismi esmer tenine bakıp koydukları aşikardı. 
Başka koşullar altında tanışmış olsalardı, muhtemelen sohbetleri, klasik " adını kim koydu" gibi
sorularla ilerlerdi. 
Firuze, o kara gözlerin sahibibnin adını unutmak istemezcesine içinden bir kaç kere tekrarladı.
"Karan! Karan! Karan..."


"İçine düştüğün karanlığa rağmen sen hep maviydin."



Öyledir benim mavi gözlü meleğim, tatlı diliyle beni evlenmeye ikna etti. Sanırım
onunla evlenmekten vazgeçerim diye elini çabuk tutuyor. Ama ben onun büyüsüne çoktan 
kapıldım.


"Aşk, tüm zorluklara rağmen vazgeçmemekti."




Kızımızı ilk kucağına aldığında umutla baktın gözlerimin içine. "Ailemiz daha çok büyüyecek" dedin ve ben biraz daha senden nefret ettim.
--


Bir intihar kadar sıcak mıdır yüreğin?
Yoksa sende herkes gibi misin?
Var mıdır kanadı kırık kuşların sahibi?
Tüm kuşlar güneye mi göçer?
Yolunu şaşırıp kuzeye gidenler ölmez mi soğuk kış akşamlarında?
Gözünüz aydın, ben kanadımı kırdım bir haziran akşamında"



"Sen de benim kalbim olur musun?"




-





Özlem Yalçınkaya / Aşk Karası Yorum

11:16:00, BY Sümeyye Tunca - 1 yorum:


Merhaba arkadaşlar sizlere aşkın karanlığın en mavisine tanık olacağınız bir kitapla geldim. Aşk Karası Özlem Yalçınkaya'nın kaleminden dökülüp EftalyaYayınları tarafından basılmıştır. Yazarın ilk kitabı olmasına rağmen ben çok başarılı buldum. İntikam duygusunun aşk ile beslenmesinin hikayesi bence.





Karan hayatı kördüğüm olmuş ablasının intikamını almanın hırsına bürünmüş bir adam.

Firuze ise mavi gözleri ile acıların en beterini yaşamış ve hayatı boyunca acılarından izler taşımak zorunda kalan yüreği yaralı bir kadın. 
İki yaralı kalpti onlar fakat bir olabilmeleri için hayat onları buldu. 

Karan ablasına acılar çektiren adamdan nasıl intikam alacağını düşünürken en iyisi adamı can evinden vurmak olduğuna kanat getirdiğinde hesaba katmadığı bir şey vardı oda kalbinin ortasından vurulacağı idi. İntikam için seçtiği kadın intikam almak istediği adam tarafından tarifi imkansız acılar ile sınandığı idi. Bir babanın evladına bu denli işkence etmesinin hiçbir açıklaması yok bence. Kızın ya o senin kızın. 

Karan Firuzeyi babası mı yoksa arkadaşı Buse mi diye tehdit ettiğinde Firuzenin yerinde olsam bende Buse den yana kullanırdım hakkımı. Karan ile evlendiklerine sevindim aslında içten içe. Çünkü Karan benim gözüme Firuzeye tecavüz etmekten vazgeçtiğinde girdi gözüm benim. Orada anladım Firuzeyi çok seveceğini. Kendi canından üstün tutacağını ki öylede oldu. 

Önlerine çıkan engellere ve onları ayırmak isteyenlere rağmen hep bir yürek oldular. 
Firuze için artık aşkın adı Karan Karan ise bir çift mavi gözlü melek oldu.
Yazarın da dediği gibi karanlığın mavi ile sınanmasının hikayesi onların ki. 

En başından beri etkisinde kalarak okuduğum kitabın kurgusu ve olay yapısı o kadar iyi idi ki bir sonraki sayfaya da beni neler bekliyor diye meraktan ölecektim neredeyse. Bazen özellikle de son kısımlarda gözyaşlarıma hakim olamazken bazende kahkaha atmadan duramadım. Sizi güldürürken ağlatan bir kitap kısacısı.

 Yazarın okuyucusuna bu denli dokunması benim takdirimi kazandırdı doğrusu. Her bir bölümde okuyucusunun yüreğine dokundu. Sevgili Özlem abla bende bir tane Karan istiyorum. Sevgili ablacığım kalemine ve yüreğine sağlık. Yeni kitabında görüşmek üzere.


Aşk-ı Kıyamet - Büşra ÇİVİCİOĞLU Alıntı

09:15:00, BY Sümeyye Tunca - Hiç yorum yok:


"Seni bulamamanın, sana ulaşamamanın ne demek olduğunu bilemezsin!
 Ölürüm de bundan sonra seni hiçbir yere bırakmam.
Anladın mı beni peri kızı, seni asla bırakmam!"



Sere serpe yatağımda yatıyor, gözlerimi 
her kapatışımda onun mavi gözleri ile karşı karşıya kalıyordum.
Olmaz, olamaz, mümkün değildi! 
Yani tek bir gece geçirdiğim o adama aşık olamazdım.
İlk görüşte aşk diye bir şey yoktur, hadi ama



İnanamayarak ellerimi yüzüne doğru uzatırken çaresizce, “Sen gerçek misin?” diye sormuştum. Susuyordu… Gözlerini gözlerime dikmiş sanki yüreğimin içine bakıyordu. Gözleri, ‘Ben gerçeğim!’ diye haykırıyordu. Ama o sadece susuyordu…


Bildiğim tek şey tüm benliğimin yanan o kor alevin içinde kaybolduğuydu. Işıl ışıl parlayan o mavi gözlerin içinde kaybolmak, o engin denizde boğulup ölmek istiyordum.


Yaşarken cennete kavuşmuştu. Onun o dolgun ve güzel dudaklarına masum bir öpücük bıraktığında
Azra mışıl mışıl uyumaya devam ediyordu. Teni tenine değdiğinde tüm bedeni bir yay gibi gerilmişti aşık adamın. Sadece kokusu bile aklını başından alıyorken onunla yaşlanmanın nasıl olacağını düşünmeden edemiyordu.


Genç kadın yaşadıklarını sindirmeye çalışıyordu...
Böylesi acı ve vahşi bir olayı sindirmek yada sineye çekmek ne kadar kolay olabilirdi ki? Hayatının her salisesinde o kara gece onunla beraber olacaktı. Zaman kanayan yarasına sadece ve sadece basılan bir parça tuz gibiydi. Sevmek ve inanmak hayatın her evresinde insanların sığındığı bir limandı ama zavallı Azra, belki de gemisini yanlış limana yanaştıran talihsiz kadınlardan sadece biriydi.












Aşk-ı Kıyamet - Büşra Çivicioğlu Yorum

04:14:00, BY Sümeyye Tunca - Hiç yorum yok:


Merhaba arkadaşlar sizlere aşkın tarifini ve aşkın mücadelesine tanık olacağınız bir kitapla geldim. Aşk-ı Kıyamet  Büşra Çivicioğlu'nun kaleminden dökülüp Olimpos Yayınları tarafından basılmıştır. Yazarın ilk kitabı olmasına rağmen ben çok başarılı buldum. Yazar okuyucusuna duygusunu o kadar iyi aktara bilmiş ki insanın kalbine işlemiş adeta. 


Kitapda birbirinden farklı dört karakterin aşk ile verdiği mücadele ve ne olursa olsun aşklarının hep arkasında sağlam bir şekilde durmasını anlatıyor. 

Aşk bence en güzel özgürlük birimidir. Eğer aşık isen dilediğin gibi yaşayacaksın. 
Dilediğin gibi sevdiğine sevdiğini söylemek ve onunla tüm zorluklara eyvallah demektir. Her şey de bir hayır aramaktır. 

Kahramanlarımız Arda Azra , Nisa ve Efe aşkın zorluklarına gene içinde  birbirlerine besledikleri sevgi sayesinde şampiyon olurlar. Hiçbir zaman aşklarından vazgeçmeyi düşünmemişlerdir. 

Azra'nın intihar etmeye kalkışması ona hayatının aşkını getirir.
Aşk kalbine öyle bir gire ki gözleri mavi devden başka bir şey göremez.
Geçmişte yaşadıklarından ders çıkarmıştır ve aşkı için hiç düşünmeden kendini siper ediyor ve kurşunların hedefi oluyor ve uzun bir süre komada kalıyor. Fakat gözlerini açtığında ona aşık adamı görüyor baş ucunda.

ilk kez sekiz yaşındayken Azra'ya deli gibi aşık. Fakat Azra Arda kilolu diye onu beğenmez . Bunu hırs yapan Adsa yıllar sonra bu fikrinden vazgeçip gerçekten sever kızımızı. Ve ona deli gibi aşıkken evlenmemek olmaz. Evlendikten sonra ise hayatlarına ikiz olan ateş ve su girer. 

Efe Azra'nın onu kurtarması ile hayata yeniden döner. Bir anda bulur onu da aşk . 
Hiç ummadığı anda girer kalbine.Bir çok engeller ile karşılaşır fakat vazgeçmez aşkından...

Nisa ise bir çok kez darbe yemiş aşktan. Ardında kendini Efe'ye bırakmış. Onunla hayat bulmuş. Onunla aşkın en güzel halini tanımış. 


Kitabın içerisi kahramanlarımızın aşk ile imtihanını anlatmakta. Fakat benim gözümde başka bir yerde.. O kadar şey yaşadı fakat gene de dimdik ayakta durmak için çabalamasını taktir ettim. Bence Azra'nın en büyük şansı Arda'ydı. Bu devirde Arda gibi bir adam bulmak çok zor. İstisna neredeyse. 
Arda'nın Azra'ya olan aşkını kıskandım. 


Yazarın dili akıcı ve kalemi sağlam olmasında dolayı kitap kendini hemen okutuyor. Hele yazarın bazı yerlerinde hayatımızda ki dikkatte almamız gereken yerlerdeki sözlere bayıldım. 
Kitabın sonuna geldiğimde ise şaşkınlık tüm bedenimi sardı.Yazar okuyucunun ilgisini çekmeyi çok iyi biliyor. Kitabın devamını merakla ve sabırsızca  bekliyorum.
Sevgili Büşra ablama her şey için teşekkür ederim. Kalemin ile ve seninle tanışmak çok güzel bir duygu abla. İkinci kitap için umarım fazla beklemeyiz. 

bu kitap aşkın bir imtihan olduğunu anlatıyor.
Varacağı yol belli olmasın aşık için fark etmez. 

Ege Güneşi / Nazmiye Sümer Yorum

10:24:00, BY Sümeyye Tunca - Hiç yorum yok:


"Sen benim dünyama Güneş gibi girdin.
İsmin gibi Güneş'im oldun..."


Merhaba arkadaşlar
Bugün karşınıza kalemini ve kitaplarını çok sevdiğim bir  yazar  ablamın kitabını sizlere yorumlayacağım ve bundan dolayı kendisi ile gurur duyuyorum. Hiç Hesapta Yoktun Sen Şahsenem ve Nadir'in aşkı ile girdi kalbime benim. Çitlembik oldum ben onun.  Ve şimdi ise Ege Güneşi ile girdi tekrardan kalbime. Yiğit ve Güneş aşkı ile tüm okuyucularının kalbinde tekrardan silinmeyecek bir yer edindi. 

Yiğit Bal; adı gibi yiğit bir delikanlı Yiğit. Ailesinin tek erkek evladı.  Her anne ve babanın isteği evlatlarının mürüvetini görmek olduğu gibi onunda annesi ve babasının da temennisi oğlunu damatlıklar içinde görmek. Bir gece rüyasında gerçek olmayacak kadar güzel bir mavi gözlü peri kızı görür ve o peri kızını aklından çıkaramaz. Uyandığında her bir zerresini aklına kazımıştır mavi gözlü peri kızının. 
Kız kardeşinin düğününde ise bu  peri kızını görmesi ile işte hayatımın kadını der ve hemen onun ile tanışır. 

Güneş Ada ise evliliğine çok kısa bir süre kala ailesi hakkında öğrendiği gerçek üzerine sevdiği adamı daha doğrusu sevdiği sandığı adamı terk eder ve geçmişin peşine düşer İstanbul'dan kalkar İzmir'e gider. Bence iyi ki de gitmiş ve iyi ki de Yiğitle karşılaşmış. Böylece yolları Yiğit ile karşılaşır. Ona çekilmeye başlar fakat bir yandan da yaptığının doğru olup olmadığını düşünür.

Bana kalırsa iyi ki geçmişi ile yüzleşmeyi seçti Güneş. 
Hem bu mana ile Yiğit ve onun aşkı ile tanıştı ona ve aşkına bağlandı. 
Ben Yiğit'in aşkını kıskandım doğrusu. Allah herkese Yiğit gibi bir seven nasip etsin. 

Sevmediğim  karakterlerin ilk başında tabi ki de Tarık geliyor. Bence Güneş iyi ki  onunla evlenmemiş.
Adam ne haltlar yemiş be öyle. Zengin züppesi derler ya işte tam o laf . 
Hele Zeynep' e yaptığı neydi öyle ama Güneş onun hakkından geldi ya değmeyin keyfime. 
Kitap da bir ısınamadığım karakter İnci oldu. Bir soğuk geldi o kız bana. İçten pazarlıklı. He bir de belki Tarık'a olan hayranlığından sevmemiş tirim kızı. Memlekette adam kalmadı sanki de gidip Tarık gibi zengin züppesine  hayran. 


Kitabın sonuna gelirsek ise abla o ne sondu öle ya. Yapılır mı biz okuyucuya bu. Biz şimdi nasıl bekleriz  devamını ya. 
Kitabın dili "Hiç Hesapta Yoktun Sen" de olduğu gibi akıcı ve bağlayıcı. Her bir sayfaya geçmek için 
Yiğit'in aşkını okumak için bir sonra ki olayı kavramak için insan yerinde duramıyor. 

Sevgili Nazmiye ablaya buradan sesleniyorum. Ayırma Sakın Güneş ve Yiğit'i. Sevenler mutlu olsun. 
Sizde efsanelerle ve Karadeniz lehçesi ile güzel bir  aşk okumak istiyorsanız kesinlikle okumanızı tavsiye ederim. Sevgili ablacım umarım bizi fazla bekletmezsin. 
Yüreğine ve kalemine sağlık...

Ege Güneşi / Nazmiye Sümer Alıntılar

10:23:00, BY Sümeyye Tunca - Hiç yorum yok:

"Yiğit’le yan yana, el ele tutuşmuş oturuyor, insanların bizim sayemizde kaynaşmalarını mutlulukla izliyorduk. Ben Ege kıyılarının kızıydım. Yanımdaki yeşil gözlü erkek ise Karadeniz kıyılarının erkeğiydi. Egenin dingin sularıyla Karadeniz’in hırçın suları nasıl bir bütün olacak, nasıl bir nesil meydana getirecektik bunu zaman gösterecekti. Biz ilk değildik elbette. Tabii ki son da olmayacaktık."



Bulamadan kaybettiğim perim içimi tarifsiz acıya boğmuştu. 
Mavi gözlü periyi kaybetmiştim. 
Ellerimi tutan mavi gözlü perimin sıcaklığını halen daha elimde hissediyor olsam da 
onu hiç bulamayacaktım.



Etkilenmek aşık olmakla eş değerdeyse ben aşık olmuştum.



Ben yerinden kımıldamayan kara parçası, o ise bana ulaşmaya çalışan mavi deniz...


"Senden  önce çok önemli olduğuna inandığım işlerimin 
şuan zerre kadar değeri yok gözümde "


"Benim deli olduğumu düşünüyorsundur. 
Haklısın, delirdim.
Bütün suç senin! Aklımı aldın! 
Mantıklı düşünme yetimi yitirdim.
Emin ol, daha önce böyle değildim, seni görüp tanıdıktan sonra 
mantıklı davranış sergileyemiyorum.
Aklımda sürekli sen varsın,
gecemde, gündüzümde, uykumda uyanıkken, sabahım da akşamımda, 
ruhumda bedenim de, gözlerimde dudaklarımda, hep sen hep senin ismin var.
Gözümü kapatsam seni görüyorum, bir çiçeği koklasam seni kokluyorum gibi
oluyorum. Bunun önüne geçemiyorum. Artık benim öncem de sonram da sen oldun."



Sen benim dünyama güneş gibi girdin.
İsmin gibi Güneş'im oldun.






GÖNÜLÇELEN | GİZEM BİLİCİ | Kitap Yorumu

09:15:00, BY Sümeyye Tunca - Hiç yorum yok:



“Ama belki de en sevdiğim sakarlığın, gözlerime takılıp yüreğime düşmendi…”


Merhaba arkadaşlar bugün sizlere mis gibi kokan bir kokulu kitap olan Gizem Bilici'nin kaleminden dökülen ve Yakomoz Yayınları'n da basılan  ayracına bayıldığım "Gönülçelen" kitabı yorumu ile karşınızdayım.  Gönülçelen 'i ilk olarak ben yarısına kadar wattpad de yayınlanırken okumuştum ve tam bir Demir fanatiği olmuştum. Şimdi kitap olarak okumak bir başka güzelmiş.


Kitabın içeriğine gelirsek sakarlıkta sınır tanımayan kızımız Merve yaşadığı bazı olaylardan dolayı insanlara karşı soğuk olan  Demir 'in hikayesi. Merve'yi sakarlıkları yeni başlayacağı iş hayatında da yalnız bırakmaz.  Kahveyi yanlışlıkla Demir'in üstüne döker ve böylece olay zinciri başlar. 

Demir ise üstüne sıcak kahveyi döken bu sakar kıza artık ne işkence yapacağını düşünmeye başlar. 
Merve'nin sınırlarını zorlar  fakat hep genç kıza destek olur. Her anlamda. Yavaş yavaş kızımıza aşık olur fakat bunu dile getirmez. Bir bakmışsın iyi bir yumuşak bir yapıya sahip olur bir bakmışsın sert bakışlarından ödün vermez. Bir anını tutmaz yani bir nevi. Fakat Merve'nin onun için ne kadar değerli olduğunu anladığında bazı şeyler için çok geç olur.  Bir anlık sinir ile Merve'nin kalbini paramparça eder ve bundan sonra kendini affetmesi  için her şeyi yapar peki Merve affeder mi onu bilemeyiz?

Yazarın kalemi akıcı ve netti. Kitabı okurken zevk aldım ben doğrusu. 
Gizem Biliciye yazarlık hayatı başarılar dilerim. Zaten wattpad de bir çok hikayesi var. 
Hatta önümüzdeki haftalarda yeni bir kitabı daha çıkacak. Umarım o kitabın yorumu ile de karşınızda oluruz. 






Gizem Bilici - Gönülçelen Röportaj

09:09:00, BY Sümeyye Tunca - Hiç yorum yok:


1-)Gizem Bilici , başarılı bir yazar. Peki başka? Kimdir Gizem , nelerden hoşlanır, nelerden uzak durur?

Gizem, değişik biridir aslında. En çok evde oturmaktan hoşlanır. Ki bu, maalesef ki çevresi tarafından en yadırganan özelliğidir. Saatlerce kitap okumaktan ve içinden geldiğinde de yazmaktan hoşlanır. Sonra yemek yemekten de ayrı bir zevk duyar. Özelikle tavuksa bu yemek. Sporu takip edip maçları izlemek, ailesiyle ve arkadaşlarıyla vakit geçirmek de hoşlandığı şeylerden.

2-)  Bir kitap yazmak ve bir hikaye paylaşma fikri nasıl oluştu?
İlk yazdığınız hikayeyi, ilk kurduğunuz cümleyi hatırlıyor musunuz?

Wattpad'i şans eseri bulmam, zaten hayalimde var olan şeyleri yazıya dökmem için ilk fırsatı verdi bana. O zamanlarda üye sayısının az oluşu da, cesaret etmem de büyük bir etkendi tabii ki. 
Evet. İlk hikâyemi ve ilk kurduğum cümlemi hatırlıyorum. Ama hatırlamasam daha iyi olurdu. Çünkü bir hikaye öyle bir cümleyle başlanmazdı. :) Şimdiyse dokunmuyorum o hikayeme. Düzenlemiyorum ki, hem bana hem de yazma heveslisi olan insanlara ders olsun diye. İnsan yazdıkça gelişiyor çünkü. Her zaman söylerim, pes etmemek gerek bu konuda.


3-)Bu güne kadar oluşturduğunuz karakterler arasında kendisine en yakın ve kendinize en çok yazma hissi uyandıran karakteriniz hangisidir? 


 En sevdiğim kız karakterim, Bir Yanlış Kaç Doğru'daki Asude'dir sanırım. Onun dostluğuna hayrandım ve yazdıkça yazasım gelirdi onu. En sevdiğim erkek karakterim de Ansızın Gelen Sen'deki Erdem. Öyle böyle değil, aşırı seviyorum onu. O da yazma isteğimi artıran bir diğer karakterim.


 4-) Kitabınızın yayınlama sürecinden bize biraz bahseder misiniz? 

Yayınlanma süreci sıkıntısız geçti diyebilirim. Güzeldi, heyecanlı bir bekleyişti. Benim için asıl sıkıntılı süreç, Yakamoz'dan öncesiydi. Adını vermek istemediğim bir yayıneviyle görüşmemden sonra, neredeyse bu kitap çıkartma işinden soğuyacak, vazgeçecektim. Yavaşlığı, uyuşukluğu, ilgisizliği gerçekten sevmiyorum çünkü. Ama çok şükür ki hemen sonrasında karşıma Yakamoz çıktı ve işler benim adıma olumlu bir şekilde düzene girdi.

 5-)Kitabınız ile aldığınız olumlu ve ya olumsuz eleştirilerini nasıl karşılıyorsunuz?

Olumlu eleştirilerde mutlu olup, olumsuz eleştirilerde kendime ders çıkarmaya bakıyorum. Ama üslup çok önemli benim için. Sadece düzgün, kırıcı olmayan bir dille eleştirilmişsem, sonuna kadar dikkatle okuyorum. Aksi takdirde okumaya devam etmiyorum. Çünkü gerçekten kırılgan bir yapıya sahibim ve kırılmamam sebebiyet verecek üsluplardan kesinlikle hoşlanmıyorum.

 6-)İkinci kitap olarak düşündüğünün bir hikayeniz var mı ?

Evet, ikinci kitap düşünüyorum. Hatta çok yakın bir zamanda çıkacak: Bir Yanlış Kaç Doğru?


7-)Karakterlerinize gelmek isterim. Kitabın içindeki karakterlerin hangisi size en  uygun ve  bize kitabin akışından  biraz bahseder misiniz?

Karakterlerimin arasında kendime en yakın bulduğum sanırım ki Nazlı. Ansızın Gelen Sen'den. Hikâyenin akışına gelecek olursam, kesinlikle güllük gülistanlık değil. Üzücü, belki ağlatan olaylar var. Ama bunun yanında çokça tebessümle ettiren, şimdiki sözde aşklara taş çıkartan eşsiz, masum bir sevgi de var. Hem aşktan yana, hem kardeşlikten yana bu masumluk. Sanırım en çok bu masumluktan sebep, seviyorum. Nazlı'yı da, kurgumu da.

8-)Kitap yazmak mı, sosyal paylaşım
 platformlarında hikaye yayımlamak mı?

 Zor bir soru. :) Dolaylı bir cevap vereceğim sanırım. Sosyal platformlarda hikayeyi yayımlamak ve okuyucuların eleştirilerinden ders çıkartıp düzenledikten sonra raflara en güzel haliyle göndermek.



 9-)Sosyal medya ile aranız nasıl ? 
Sosyal medyayla aram iyi. Özelikle Instagram'ı çok sık kullanıyorum. Hem görüşemediğim arkadaşlarımla hem de okuyucularımla iletişim halinde olmamı sağlayan bir yer olduğu için sosyal medyayı seviyorum.
 
10-)Son olarak okurlarınıza iletmek istediğiniz mesajınız var mı?

Okuyucularıma iletmek istediğim mesaj, onları çoğu şeyden daha çok sevdiğim ve desteklerini her daim arkamda hissetmeyi arzu ettiğim. İyi ki varlar ve hep var olsunlar inşallah! Hepsine kucak dolusu sevgilerimi gönderiyorum buradan, bütün güzellikler bizlerle olsun.

 11-)Hikaye yazan, kitap çıkarmak isteyenler geleceğin yazarlarına neler söylemek istersiniz?

Yılmayıp, gidebildikleri yere kadar gitsinler. Çünkü bu iş biraz da sabır ve emek meselesi. Vazgeçmemek de, en birinci şart bana göre..

 En son okuduğunuz kitap: Mervenur Demirtaş - Kelebek İzleri
Keşke ben yazsaydım dediğin kitap: Sarah Jio - Böğürtlen Kışı
Beni çok iyi yansıtıyor dediğin karakterin:Kendime yakın bulduğum karakterim Nazlı, ama beni çok iyi yansıtan bir karakterim yok sanırım ki.
En son izlediğin filim: 
Delibal
En çok sevdiğin şarkı: 
 Güliz Ayla-Olmazsan Olmaz
En sevdiğin renk: Pembe


Bizimle bu güzel röportajı gerçekleştirdiği için kendisine çok teşekkür ederiz. 
Yazarlık hayatı boyunca başarılarının devamını dileriz. 

Gizem Bilici / Gönülçelen Alıntılar

09:09:00, BY Sümeyye Tunca - Hiç yorum yok:

 “Dudaklarımızın birbirlerine kavuştuğu o sancı dolu anda ise, ona muhtaç olduğum tek şey bu öpücükmüş gibi kendimi tamamen ona bırakmıştım…”


“Sen bundan böyle kimseyle paylaşmayacağımsın.””


"Umarım bir gün, benim seni sevdiğim gibi sen de çok seversin birini! Ve umarım o sevdiğin, tıpkı senin bana yaptığın gibi ezer geçer seni. Umarım senin beni ihanete uğrattığın gibi, o da ihanete uğratır seni! Dilerim ki sana en büyük acıları tattırıp, ömrünün en kötü günlerini yaşattırır!"




“Ama belki de en sevdiğim sakarlığın, gözlerime takılıp yüreğime düşmendi…”

Özge Erkin \\ Destan Alıntılar

03:39:00, BY Sümeyye Tunca - Hiç yorum yok:





Ve unutma oğlum; bir kadın senin kalbine talip olduysa yapacağın tek şey itaat etmektir. Çünkü aşık bir kadının karşısında durabilecek güce hiçbir zaman sahip değildir erkekler.





 İlk aşkını, karısını istiyordu yanında.. Ona hayata nasıl devam edileceğini öğretirdi,biliyordu. Görüp göreceği en yapıcı insan idi karısı. Hep iyi tarafından bakardı, hep umudu olan,hep şükreden. Ama yoktu ya, bilemiyordu Devran şükretmesini de hayata umutla bağlanmayı da....





 ''Son gece'',dedi içinden Efsun,en son gece kollarında uyuyacaktı. 
Sonra yok olacaktı.
''Bu gece kollarında uyuyabilir miyim?'' diye sordu son kez cesurca Efsun. 

Devran acı içinde evet anlamında başını salladı.

İki Kalp ayrı kafeslere kapatıldık


 Bundan sonrası hasret kokacaktır




Hadi gel,

Nefessiz kalana kadar sevelim birbirimizi.

Kalbimizin yettiği kadar özleyelim
ellerimize. Parmak uçlarımızdan okusunlar sevdamızı
Kirpiklerimizin çektiği kadar akalım ellerimize


Kan olup oturalım birbirimizin gözlerine,
Adımıza ''Aşk'' desinler...
noktayı koydu geceye,
Dudaklarının ucunda son verdi şiire. 
Nefesleri karışırken birbirine, son cümle


"Tenimde parmak izin kalsın Efsun...
Benim ol bu gece"
 
  ''Aşkın İki Rengi vardır: 
İlk önce bembeyaz olacaksın,parlayacaksın her daim. 
Ayna gibi birbirinizi yansıtacaksınız.
Ruhunuza eş olacak her bir zerreniz. 
Sonra diğer renge bürüneceksiniz.
Kan kırmızı olacaksınız.
Aşkı kırmızı ile boyayacaksınız. 
Kanınız bile bir akacak. 
Kalbiniz bir atacak. Aşkı iki renkle resmedeceksiniz.''