Nemesis Kitap'dan Pinokyo'nun Rüyası Kapağı Belirlendi !!

02:32:00, BY Sümeyye Tunca - Hiç yorum yok:
 Kimliksiz ve Sen kitaplarını Müptela Yayınlaırndan çıkan ve oldukça başarı yakalayan Selvi Atıcı yeni kitabı için bildiğimiz üzere Nemesis Kitap ile anlaşmıştı. Pinokyo'nun Rüyası'nı Selvi Atıcı okurları Bilirler.
İşte yeni kapağımız sizce nasıl olmuş?






Gecenin karanlığı üzerine en derin koyuluğuyla çöktüğünde Gazel, bir binanın en üst katındaydı. Ve o binadan canlı çıkması imkânsızdı. Hayatta tek bir kez bile olsa, geleceğiyle ilgili bir kararı kendisi verebilmek istedi. Nasıl öleceğini seçebilmek istedi. Onu kovalayan adamlar çoktan o binaya girmiş ve merdivenleri çıkmaya başlamışlardı. Birazdan yakalanacaktı. Ve yine, birilerinin onun adına verdiği kararları uygulamak zorunda kalacaktı. Başkalarının elinde oyuncak olmaktansa, ölmeyi tercih etti. Ve kendini boşluğa bıraktı.

Aynı gece, Ömer’in üzerine de kopkoyu bir karanlıkla çökmüştü. Bütün gün hastalarıyla ilgilenmiş ve ameliyattan ameliyata koşturmuştu. Trafikten kurtulmak için girdiği ara yolda ilerlerken aklından geçen karmakarışık düşünceler, büyük bir gürültü ve sarsıntıyla bölündü.
Pat!
Arabasının üzerine bir şey düşmüştü. İlk anda ne olduğunu anlayamadı ama birkaç saniye sonra ön camına doğru uzanan bir kadın eliyle karşı karşıya kaldı. O el Ömer’e, ‘beni tut’ diye yalvarıyor gibiydi.
O eli tuttuğu anda, artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı. Ne Ömer için; ne de Gazel için...

İNTİKAM & AYŞEGÜL ÇİÇEKOĞLU // YORUM

02:21:00, BY Sümeyye Tunca - Hiç yorum yok:
Selam Kitap severler yeni bir kitap yorumu ile karşınızdayım.
İlk kitabı "Bırakma Ellerimi" ile gönüllerimizi fetheden sevgili yazarımız
Ayşegül Çiçekoğlu ikinci kitabı "İntikam" ile gene yakıp kavuruyor.
Yazarımızın bu arada Kasım ayı içerisinde çıkacak yeni  kitabı "Sen Benim Kaderimsin" kitap kapağına bayıldığımı söylemeden geçemeyeceğim.






Ailesini kaybeden Ege teyzesi ile birlikte Amerika'da yaşmaktadır. Hayatı
boyunca ailesinin ölümüne sebep olan kişiden nefret eder. Nefret duygusu her geçen gün
içinden büyür ve yerini intikam duygusu alır. Ailesinin ölümüne sebep olan kişinin ve ailesinden intikam almak tek tesellisi  olur.

İntikam almak için Amerika'dan İstanbul'a gelir. Fakat hiç bir şey o kadar kolay değildir.
Karşına Aslı çıkması ile tüm planları altüst olur ve evlenir.

Aşkın kasıp kavurduğu bu kitap da  Ege ile Aslı'nın tanışması kısmını merak edenler
hemen alıp okumalı bence. Her ilişki de olduğu gibi tatlı atışmalar kıskançlıklar engeller onların ilişkisinde
de var fakat kalplerinde birbirlerine duydukları sevgi bunları körüklüyor ve hep aşk galip geliyor. ve mutlu son ile hikaye tamamlanıyor. Zaten benim gibi en çok mutlu sonla biten kitapları çok sever insanlar.
Çünkü aşk her zaman mutlu sonu hak eder.
Tıpkı İntikam da olduğu gibi.


Yazarımızın yeni kitabını sevinçle bekliyorum.
Çıksa da biran önce okusak ...



"Ve gitmişti benim için her şeyden önemli olan kadını kaybetmiştim."



"Neden bu yakınlık ona yalnış gelmiyordu? Onunla öpüşürken Berk aklına gelmiyordu."


"İntikam insanı yaşatıyor ama aynı zamanda yavaş yavaş öldürüyor."
Bu sefer gitmemem için daha büyük bir yalan söylemen gerekli Ege, seni seviyorum yalanından daha büyük olmalı, hatta çocuk konusunu düşüneceğinden de daha büyük olmalı." 






Meleklerin Kanı (Lonca Avcısı,#1) Nalini Singh

12:40:00, BY Sümeyye Tunca - Hiç yorum yok:
Meleklerin Kanı (Lonca Avcısı,#1)
Nalini Singh



Tür: Paranormal, aşk, melek
Orjinal Ad: Angel's Blood (Guild Hunter #1)
Yayıncı: Yabancı Yayınları
Yayın Tarihi : 2015






Kitabın ne kadar ilgi çekici ve ne kadar romantik macera dolu olduğunu size anlatmam imkansız. 
Okumadan anlayamazsınız zaten.


Almayı istediğim bir kitaptı uzun  zamandır. İçeriğinden önce kitabın kapağına bayılmıştım ben.
Yabancı Yayınları gerçekten bu işi iyi yapıyor. 

Kitabın karakterleri Elena ve Raphael ilk kısımdan itibaren beni benden aldı. 

Elena fedakar, cesur, sevdiklerini koruyan ve onların her zaman yardımına koşan
oldukça güzel , yetenekli ve aynı zamanda  güçlü bir karakter.

Elena bir vampir avcısı. Vampirleri avlıyor. Fakat bir baş meleğin amacından şaşması sonucu şehrin baş meleği olan  Raphael Elena'nın yardımına ihtiyaç duyuyor ve her şey böylece başlıyor. Kitap o kadar macera dolu ki kelimeler kifayesiz.  Alıp okuyun ve bu maceraya sizde ortak olun derim...

Nemesis Kitap Farkını Konusturuyor!!!

08:59:00, BY Sümeyye Tunca - Hiç yorum yok:

Buse Gümüş - Düşlerimin Prensi

“Gerçekleşmeyeceğini bile bile kurulan düşler, insanın canını acıtmaktan başka bir işe yaramıyor.”

Aşkın hiç uğramadığına ve uğramayacağına emin olduğum bir durakta beklerken, hiç ummadığım bir anda düştüm aşkın içine. Hem de hiç olmayacak bir insanla; Mert Demiroğlu'yla… Üstelik bu öyle bir düşüştü ki sadece üç saniye sürmüştü; ne olduğunu bile anlayamamıştım.

Aşkın zor olduğunu biliyordum ama söz konusu Mert ise sadece zor değil imkânsızdı benim için aşk. O, insanların düşündüğünden daha fazlasıydı. Düşünceli, nazik ve sevecendi. Onun masmavi gözlerinin derinliklerine düştüğümde, tutunduğum yine oydu. Yine de imkânsızdı işte. Mert ve ben sadece arkadaş olabilirdik, benim kalbim her ne kadar daha fazlasını istese de…

Ancak hayatın benim için daha farklı planları olduğunu bilmiyordum; benim masalım henüz yazılmamıştı. Hepsinde olduğu gibi bu masalın da bir prensese ve bir prense ihtiyacı vardı.

Benim masalım da Düşlerimin Prensi'ni bulduğumda başlayacaktı.

Sevince - Rukiye Kayaarslan (Heyecan Kaldığı Yerden Devam Ediyor)

03:56:00, BY Sümeyye Tunca - Hiç yorum yok:



Merhaba arkadaşlar;
Severek Ayrılalım ikinci kitabına hazır mısınız?
İlk kitabı çok heyecanlı yerinde bitmişti. 
Devamını çok merak ediyorum.
Kapağı çok güzel dimi?








Afra İrem Duman Röportaj

10:36:00, BY Sümeyye Tunca - Hiç yorum yok:

 1-)Afra İrem Duman , başarılı bir yazar. Peki başka? Kimdir Afra, nelerden hoşlanır, nelerden uzak durur?

Kendimi birilerine anlatmak benim için oldukça zor aslında... Kimim ben? Sıradan biriyim aslında, herkes gibi. Teorik olarak hayatımı kısaca özetleyecek olursam Balıkesir'in minik ama tarih kokan bir ilçesinden gelip Balıkesir merkezde lise okudum. Sonra İzmir'de tıp fakültesine girdim. Farklı hayatlar, farklı anılar, farklı acılar biriktirdim. Güven duygusunun ne kadar zor kazanıldığını ama bir o kadar da çabuk kaybedildiğini öğrendim... Öncesinde beni yazı yazmaktan koparan şey okulumken' şimdilerde beni bağlayan tek şey de o. Çalışma ve azim duygusu... 

Kendimi kalabalığın içinde ki yalnız olarak adlandırabilirim aslında. Hemen hemen bulunduğum ortamın en pozitifi, en neşelisi, en güleryüzlüsüyüm ama yine de bir palyaçodan farkım yok. Sahnelediğim oyun perde inene kadar sürüyor. Çok fazla doktum yok, zaten fazla olsalardı onlara dost diyemezdim sanırım... Olanlara da sımsıkı tutunuyorum. 

Nelerden hoşlanırım sorusuna gelirsek... Sanırım ben her defasında Mardin'i Antep'i görmek istiyorum, bir gün mutlaka gideceğim diyip hiç bir şey yapamayan cinsten biriyim. Hevesim çok çabuk sönüyor bazen... Saman alevi gibi. Tek sönmeyen arzum okulum ve yazma aşkım. Geri kalan her şeyden çok çabuk vazgeçebiliyorum... 

Yalan söyleyen insansan şiddetle kaçarım ama en nefret ettiğim şey bu değil. En korktuğum insan tipi, birinin arkasından konuştuktan sonra gidip onla can ciğer kuzu sarması olan kişidir. Kendimden uzat tutmakta kararlı olduğum yegane kişi bu tarz insanlardır.

2-)  Bir kitap yazmak ve bir hikaye paylaşma fikri nasıl oluştu?
İlk yazdığınız hikayeyi, ilk kurduğunuz cümleyi hatırlıyor musunuz?

Bir kitap yazma fikrim uzun zamandır vardı ama hiç bir zaman kendime ve yazılarıma o denli vakit ayıramadım. Okul, dersler, sınavlar... Kurmam gereken bir geleceğim varken nasıl onları geri plana atabilirdim ki? Bu nedenle geç başladım kitaplaştırmaya. Fikir, kurgu çok önceden vardı sadece onu satırlara sığdırdım... 

İlk yazdığım hikayeyi hatırlıyorum. Çok küçükken yazmıştım. Küçük bir kız çocuğuyla köpeği arasında geçen bir hikayeydi. Arkadaşlıkla ilgili bir hikayeydi. Hikayenin sonunda köpek ölüyordu ve bunu o zamanlar yazmış olmak şimdi bile beni şaşırtıyor. 

İlk cümlem ise tam noktası virgülüne böyle olmasada buna yakındı;

"Günün birinde küçük bir kız ve onun dünyalar tatlısı köpeği Lord, bir yolculuğa çıkarlar ve bu aslında bir sonun başlanıcıdır."

3-) Kitabınızın yayınlama sürecinden bize biraz bahseder misiniz?

Aslında çok zorlu bir süreç oldu benim için. Okulum daha bitmemişti, sınavlarım vardı. Ailem okulumdan dolayı kitap işini ön plana çıkartmamı istemiyordu... Bir sürü gerginlikler yaşadım, çok fedakarlıklarda bulundum. Bulunmak zorunda kaldım... Sonuçta güzel bir şey çıktı belki ortaya ama çok yorgun düşürdü beni. Hala da devam eden bir süreç aslında. Kitap hala tam anlamıyla şuan raflarda değil. Zorlu bir süreç ama altından kalkacağımı düşünüyorum. 

4-)Kitabınız ile aldığınız olumlu ve ya olumsuz eleştirilerini nasıl karşılıyorsunuz?

Aslında şuana kadar Efgan'la ilgili olumsuz bir görüş almadım henüz. Kapağı beğenmeyenler oldu ama bu kitle beğenenlerin yanında çok az... Kitabın kapağına istedikleri gibi bir manken koyamazdım açıkçası. Daha önce kanserle mücadele eden bir kişinin vücudunu görmüşler mi bilmiyorum ama hiç bir hasta da fotoğrafının koyulmasını istemez diye düşünüyorum... Eriyen kaslar, dökülen saçlar, hareket etmekte zorluk çeken eklemler, beyazlaşmış bir ten... Ben de bunun yerine ruhları temsil eden bir kapak istedim yayınevimden. Sonucu da çok beğendim... 

Aslında olumlu eleştiriden çok olumsuzu görmek istiyorum. Nerede eksiğim var, nerede yanlışım var, nerede çizgimsen sapmışım... Tüm bunları bilmeye ihtiyacım var. Okurlarım benim üçüncü gözüm gibi. İletişim halinde olduklarım var zaten. Sık sık onlara soruyorum, neresi olmamış çabuk söyle diyerek... İşin şakası, her türlü eleştiri başımın üstündedir.





5-)İkinci kitap olarak düşündüğünün bir hikayeniz var mı ?

Evet, Efgan'ın 2. Kitabı olan Afsun gelecek önce. Sonra başka bir seri var basılmayı bekleyen. Okurlarla anlaşamamış durumdayız şuan. İkinci kitabı ilk kitap olarak görmek istiyorlar ama bakalım ne olacak bilmiyorum.
 



6-)Karakterlerinize gelmek isterim. Efgan  ve Dilhun  aşkından bize biraz bahseder misiniz?

Efgan ve Dilhun aslında birbirini kurtaran iki ruh. Efgan'ın kurtarılmaya, Dilhun'da yaraya merhem olmaya ihtiyacı var. İkisi de yaralı, ikisi de muhtaç... Bu yüzden ikisinin aşkı bana savaşmayı hak eden bir mücadele gibi geliyor. 


7-)Kitap yazmak mı, sosyal paylaşım platformlarında hikaye yayımlamak mı? 

Sosyal paylaşım beni okurlarla bir noktaya kadar birleştiriyor ama onları sarılabilmemi imza günleri sağlıyor... 



8-)Sosyal medya ile aranız nasıl ? 

Olması gereken kadar. Yetişebildiğim herkese cevap verebildiğim, okurlarıma ulaşabildiğim bir araç...



9-)Son olarak okurlarınıza iletmek istediğiniz mesajınız var mı?

Onları ne kadar çok sevdiğimi zaten biliyorlar. Grubumuzda komik bir sürü caps hazırlıyorlar benimle ilgili. Ben bunları görünce ayrı bir mutlu oluyorum nedense... Hatta en sevdişim capslerden birinde yazılan şey ile veda edeyim. Capste fotoğrafım var ve altında şöyle yazıyor, resme 10 sn bakınca afra abla naber beybi? Diyor. 
Hepsini öpücüklere boğarak sesleniyorum, selam beybiler.


10-)Hikaye yazan, kitap çıkarmak isteyenler geleceğin yazarlarına neler söylemek istersiniz?

Bir konuda 'ben oldum' demesinler hiç bir zaman. Asıl onları ipe götüren bu olur. Her zaman ilerlemeye çalışsınlar... 

En son okuduğunuz kitap: Kafes
En son izlediğin filim: Hızlı ve Öfkeli 7
En çok sevdiğin şarkı: Sürekli değişiyor ama şu sıralar Göksel- Gidemiyorum.

Herşey için teşekkürler...

BURCU B. FİLİZ & ÖLÜMSÜZ AŞK // YORUM

09:56:00, BY Sümeyye Tunca - Hiç yorum yok:
"Arkamı döndüm. Uzun adımlarla kapıya vardım ama tam çıkarken güçlü elleri tarafından
durdurulup yüzüne bakmaya zorlandım yeniden. "Adı Aşk olsun" dedi. "Ölümsüz aşk. Hatta öldükten sonra bile devam etsin. Cennette"



Melis Saygın hem bodyguard hemde gizli istihbarat ajanı.
Ve ona verilen görev ise bu seferlerinden çok farklı. 
Amiri Özer Bey ona bu sefer çok kolay olamayacak bir görev verir. 
Son zamanlarda bir çok genç kız kaçırılmış ve 3 tanesinin cesedine ulaşılmıştı. Ulaşılan cesetlerde 
işkence ve tecavüz izleri vardı. Öldürülen kızların ikisinin  sevgilisinin sahip olduğu ses gazinosuna erkek bir bodyguard olarak girer. 

Deneyimli ellerden geçtikten sonra erkek kılığına girerek ses gazinosuna Melih Yazgın olarak girer. 
Dışarıdan bakıldığında onun kadın olduğunu kimse anlamaz. Fakat Melis'in hesaba katmadığı bir şey vardır 
oda gazinonun yeni ortağı Toprak Aslan olması. 

Yazarımızın ilk kitabından hatırlarsınız Toprak Aslan'ı. 
Melis delice aşıktır Toprağa. Evlilik hayalleri kurarken aldığı Toprak'tan aldığı bir meil ile terkedilir.
Toprak ise eski bir bodyguardır. Fakat bodguarlığı bırakmıştır.  Adonis'in eğlence merkezine ortak olmuştur.
Başlarda Toprağa çok kızdım nasıl bir kızı öle bir meil ile terk eder insan diye. Fakat daha sonra sebebini öğrenince
ise helal olsun dedim. 


Taha ya gelirse ilk başlarda bu adamı gözüm tutmamıştı zaten. Hele Melis'i sahiplenmesine falan gıcık olmuştum. 
Toprak varken sen kimsin Melis'e aşık olmak kim. Sonunda gerçek yüzü ortaya çıktı ya. Hele de Kara'ya bir zarar 
vermeden yakalanması beni çok mutlu etti. 

Sergiyo ve Afrotit arasınında bir şeylerin başlamasına da çok sevindim. 
Çünkü gerçekten sevilmeyi hakkeden bir kadın Afrodit. 


Benim en çok merak ettiğim ise Kara ve Adonis'in hikayesi. 
Aralarında olanları çok merak ediyorum ve bence sırada ki kitap da Adonis ve Kara ile ilgili olmalı. 


İlk kitap da da olduğu gibi bu kitap da da yazarımızın  içtenliği ve samimiliği gün yüzüne çıkmış.
Konular insanı kendine bağlıyor ve kitabı elinden bırakasın gelmiyor. 
Toprağın ve Melis'in heyecan dolu aşkına bence tanıklık etmelisiniz. 
Eminim severek ve bir önceki satıra geçmek için elinizden düşürmeyeceksiniz.
Yazarımızın ikinci kitabı hayırlı olsun inşallah diğer kitap da bunun kadar güzel olur ve içinde Kara'nın ve Adonis'in aşkı olur. Çünkü çok merak ediyorum Burcu Abla onların hikayesini.... 




Şevval IŞIK - Benden Korkma // Yorum

11:13:00, BY Sümeyye Tunca - Hiç yorum yok:

Konu olarak aslında biraz farklı olması ile tarzını konuşturuyor aslında kitap. 
Hemen hemen neredeyse wattpad hikayelerinin genel konusu bu tarz kitaplar olur. Fakat bu kitap da yazar kendi
kalemini öyle bir konuşturmuş ki henüz daha 18 yaşında olmasına rağmen geleceği şimdiden parlıyor.

Alexis Winchester Newcastle Üniversitesi ikinci sınıf öğrencisidir.Ailesinden ayrı yaşamaktadır. Öz babası onu istememiştir.
Annesi de üvey babası ile evlenmiş fakat daha sonra kızını üvey babası ile bırakıp kaçmış. 
Okulda en yakın  arkadaşı Emily Alanson ve sevdiği çocuk Eddie Osward.

Meraklı bir kız olan Alexis basına ne geldiyse hep merakından gelirmiş. İstemeyerek bir cinayete tanık olur. 
Katil ise artık onun başının belası olur hemde bir ömür. 

Katil oğlumuz Harry ise gecenin karanlığında işlediği cinayeti gören kıza aşık olur ve onu kendine aşık etmek için elinden 
geleni yapar ve onu herkesten korur. Başlarda Alexis Harry'den nefret eder. Çünkü kızımız Eddie aşıktır. Fakat Eddie'nin kendini onun önemsediği kadar önemsemediğini öğrenince Harry'e bir şans verir. Eline geçen şansı Harry nasıl mı kullanır. Onu da kitabı alıp öğrenmenizi yeğlerim. 

Ben genellikle mutlu sonla biten kitapları bayılırım. 
Tam dedim işte Harry'in istediği fırsat ayağına geldi Alexis Harry şans verdi mutlu olacaklar. 
Fakat öyle olmadı işte. Sonunun nasıl bittiğini kitabı alıp elinizde mendil ile okumanızı  tavsiye ederim. Çünkü bol bol gözyaşlarınıza hakim olamıyorsunuz. 

Kitabın devamını o kadar merak ediyorum ki.  Alexis ve Harry'i nelerin beklediğini. 
Umarım en kısa zamanda da  kitaplığımdaki yerini almasını istiyorum.

Tatlı mı tatlı genç yazarımızın yüreğine sağlık....
"Bizi çok bekletme"

Tutkulu Aşk - Özge Gül | YORUM

10:08:00, BY Sümeyye Tunca - Hiç yorum yok:







Yazar: Özge Gül
Yayınevi: Parola Yayınları
Sayfa: 592
Yıl: 2015
Kitaba Puanım: 5
TANITIM


Aşk kalplere yerleşecek ve bedenlerde tutkuya dönüşecekti...

Yıllarca aşkla yanıp tutuşan ama karşılık bulamayan bir erkek ne yapar? Serkan hayatına devam etmeyi tercih etti ve bir başkasıyla nişanlandı. Onun için diğer kadınlar artık yok sayılacaktı. Ama Melisa'nın varlığı bile aklını karıştırıp aşkının katlanmasına yetiyordu.

Kalbi kararını çoktan vermişken, kadına yaklaşmanın yollarını arayacaktı ama Melisa, hayatı kendi bildiğinden ibaret sanırken bu hayli zor olacaktı.

Gittikçe yükselen, tutkuyla sarılmış, acılarla bilenmiş bir aşkın içine düşmemek için çabalayan Melisa'yı ikna edebilecek miydi Serkan? Peki ederse arzuladığı mutluluğa sonsuza kadar kavuşabilecek miydi?

Aşk için savaşırken, birbirlerinden güç almaları gerektiğini bilseler yetecekti ama bunu becerebilecekler mi?

Peki ya tutku her zaman aşk mı getirir?

İşte tüm bu sorular cevap bulurken, bu iki gencin hikâyesine bir tutamdan fazla acı eklenecek…






"Bir kez olsun cesaretli olabilirsin. Bir kez olsun bunu deneyebilirsin.
Belki kaçıp durduğun bu his karanlığa ışık tutacak bilemezsin...
Bu aşka bir şans ver."



Öncelikle size yazarımızdan bahsetmek istiyorum ve onun büyüleyici kaleminden. 
Akıcı ve bir o kadar da okuyucuyu kendine bağlayan ve güçlü kurgu yeteneği ile gönülleri feth
eden yazarımız ile bir sosyal ortamda tanıştık. Yüz yüze gelmek o kadar çok istiyorum ki 
inşallah en yakın zamanda kucaklaşırız. Tertemiz yüreğe sahip Özge Gül. Tıpkı kaleminin temizliği gibi.

Tutkulu Aşk karakter yapısı ile okuyucuyu kendine hayran bıraktırıyor. 
Serkan pes etmeyen aşık. Tam tamına 6 yıldır iş arkadaşı Melisa'ya aşık. Öyle böyle değil bildiğiniz kör kütük aşık.
Melis'a ise geçmişte yaşadığı bazı olumsuz olaylar yüzünden aşka kapalı ve Serkan'ı da kendinden uzaklaştırmak için her şeyi 
yapıyor. Kendi elleri ile onu başka kendine doğru itiyor resmen.

Kitap da zaman zaman birbirlerini kıskanıyorlar zaman zaman birbirleri ile atışıyorlar. 
Akılları başına geldiğinde ise onlar için artık çok geç olup olmadığını görüyoruz. Aşkın ve tutkunun bedenlerine hakim olup olmadığına tanık oluyoruz.Bence bu kitap aşkın ve tutkunun adı.

Kitaplarda mutlu sonları sevdiğimden bu kitap da da Melisa ve Serkan hikayesinin
mutlu son bulması beni çok mutlu etti. Yazarımızın yeni çıkmış olduğu kitabı Aşka Güven'i okumadan bunu okuyun derim . 
Yoksa aklınız biraz karışabilir.
Yazarımızın kalemine ve yüreğine sağlık  bu güzel kitaba puanım;





Beni Özle Olur Mu? (Berrin Karapınar)

12:38:00, BY Sümeyye Tunca - Hiç yorum yok:







"On yedi yaşımdan beri duyduğum sesler, vücut bulmaya başlamıştı ve bu beni çok ürkütüyordu. Kimseye derdimi anlatamıyordum. Onun geleceği zaman tüylerim diken diken oluyordu."


Firuze'nin henüz daha 17 yaşındayken birden duyduğu erkek sesi ile hayatı
değişir. Duyduğu sesi herkese anlatır fakat ona inanan olmaz. Hocalara
psikologlara götürülür fakat çaresi olmaz.  Ruhun sorularını başlarda duymamazlıktan
gelse de daha sonra bu duruma alışır ve ruhuyla arkadaş olur.

Fakat zaman ilerledikçe ışık gibi görünen ses artık ses değildi.
Kişilik ve beden kazanmaya başlayınca olayların şehri değişir.
Bir sabah uyandığında ise tamamen bir beden kazanmış olur.
Kendinin nasıl göründüğünü merak eden ruh Firuze'ye resmini çizdirir
ve böylece neye dönüştüğünü görür.

Firuze ruh ile olan bağlantısını çözmeyi kafasına koyar ve sonunda
ruhunun gerçek kimliğine ulaşır. Adının Cihan Arıkan olduğunu öğrenir. Nişanlısı ile geçirdiği trafik kazası sonucu komaya girer ve 7 yıldır bitkisel hayattadır.  Firuze gerçek Cihan'ı görmek için hastaneye gider. Fakat bu olay ruh olan Cihan'ın kaybolmasına sebep olur.

Yani yedi yıl boyunca Firuzenin başının etini yiyen o ses artık yoktur. Ve böylece Firuze için acı dolu günlerin başlangıcı olur. Cihan'ın bitkisel hayattan çıkmasını bekler. Sürekli hep onun yanındadır .  Cihan'dan bir haber alabilmek için sonunda Arıkan holding de çalışmaya başlar ve Cihan'ın komadan çıktığını öğrenir. Fakat Cihan uyandığında Firuzeyi hatırlamaz. 



Cihan ve Firuze'nin doğaüstü aşkını okurken aşkın dokunmadan da yaşana
bileceğine tanık olacaksınız. Sevdiğinize bir o kadar yakınken bir o kadar da uzak olmanın acı verdiğini...


Kitabı bir günlük bir süre aşımında bitirdim.  Hem ilginç hemde sürükleyici
bir kitap . İnsanı kendine bağlıyor ve böylece zamanın nasıl geçtiğini anlayamıyor insan.
Kapağın ayracına bayıldığımı söylemden geçemeyeceğim. Tam
hikayenin konusunu anlatmış bence. Zaten müptela yayınları ayraç konusunda
bence bir numara. Okuyucuyu ağlattığı kısımlarda var tabi kitabın hele ki ruhun kaybolması. Hastane odasında Firuze'nin Cihan'ın yanında yatması ve Firuze'nin vurulma sahnesi... Yazarımızın ellerine ve kalemine sağlık.  Bu kitaba puanım;




"Tehlikeli İçgüdü 20 Ekim'de Çıkıyor"

11:41:00, BY Sümeyye Tunca - Hiç yorum yok:
Merakla beklenen Too Far serisinin ikinci kitabı Never Too Far/Tehlikeli İçgüdü20 Ekim'de kitap severlerle buluşuyor.






Blair’in tüm dünyasını yıkacak bir sır…
Bildiği her şeyin yalan olduğunu kanıtlayan bir gerçek…
Rush Finlay her zaman tutkulu, küstah ve fevri davranışlar sergilese de Blaire onu değiştirebileceğine inanmanın aptallık olduğunu yeni fark etmiştir.Rush’ın ondan sakladığı bir sır ortaya çıkıp dünyasını mahvedince elinden gelen tek şeyi yapıp kaçar. Ama her şeyi geride bırakmak göründüğü kadar kolay değildir: Blaire onu affedemediği gibi unutmayı da beceremez…
Genç kadın evine dönerek yeniden hayata tutunmaya çalışır ancak yoluna devam etmeye çabalarken hiç beklemediği bir haber tüm planlarını yine altüst eder. Rush’ın onu geri kazanma çabaları ile kendini koruma içgüdüsü arasında kalan Blaire doğru yolu seçip seçmediğinden, hatta hayatının en büyük hatasını yapıp yapmadığından bile emin değildir.
Bir daha asla güvenemeyeceğiniz bir insana ümitsizce güvenmeye ihtiyaç duyarsanız ne yaparsınız? Yalan söyler, saklanır, kaçar ve hatalarınızın asla gün yüzüne çıkmaması için dua edersiniz…

“Her sayfasına erotizm işlenmiş.”
Sunday Express

“Abbi’nin hangi kitabını okusam, onu en sevdiğim kitap ilan ediyorum.”
Colleen Hoover

“Abbi Glines seksi erkek karakterler yaratmayı gerçekten iyi biliyor; aklınız başınızdan gidecek.”

Aşkın Şarkısı // Kylie Scott Tanıtım

09:21:00, BY Sümeyye Tunca - Hiç yorum yok:
Jimmy Ferris ile yakından tanışmanıza az kalmış olabilir... Stage Dive grubunun en huysuz, en asabi ve en kendini beğenmiş çocuğuyla tanışmaya hazır mısınız?





23 Ekim'de raflarda!
Aşkın Müziği ve Aşkın Ritmi romanlarının New York Times çoksatan yazarı Kylie Scott, Aşkın Şarkısı’nda Stage Dive’ın seksi ve kendini beğenmiş vokalistiyle size uykusuz bir gece geçirtecek!
Stage Dive’ın vokalisti Jimmy her istediğini, her istediği anda elde etmeye alışmıştı; bu ister içki, ister uyuşturucu, ister kadın olsun. Fakat sonu gelmeyen taşkınlıkları hem kendisi hem de grup için bir felakete dönüştüğünde Jimmy ipleri yeniden eline almak zorunda bırakılmış ve onu beladan uzak tutacak yeni asistanı Lena’yla karşı karşıya kalmıştı.
Lena, seksi rock yıldızının zırvalıklarına boyun eğmeye niyetli değildi ve aralarındaki çekime rağmen ilişkilerini tamamen profesyonel seviyede tutmaya kararlıydı. Fakat Jimmy sonunda Lena’yı fazla zorlayarak kaçırmayı başardığında, belki de başına gelen en iyi şeyi kaybetmiş olacaktı…
“Her ânını adeta içimde yaşadım ve kitabı bitirdiğim anda yeniden başlamak istedim. Her kızın hayallerini süsleyen türden bir rock yıldızı ve aşk hikâyesi.” -Maryse’s Book Blog
“Sürükleyici, seksi ve duygusal.” -Dear Author
“Harikulade ve leziz. Kesinlikle bu yıl okuduğum en iyi kitaplardan biri!” -The Book Pushers
Stage Dive Serisi 
- Aşkın Müziği 
- Aşkın Ritmi 
- Aşkın Şarkısı

Nemesis Kitap Gene Yepyeni Bir Kitap ile Geliyor....

05:53:00, BY Sümeyye Tunca - Hiç yorum yok:
                                              Sen, Ben ve  Bir Hafta Sonu - Barbara Wallace




Eser Adı:Sen, Ben ve Bir Hafta Sonu
Yazar : Barbara Wallace 
Yayınevi  : Nemesis Kitap
Sayfa Sayısı : 280
Baskı Tarihi :2015


Milyarder iş adamı Daniel Moretti'nin hayatında birçok kadın olmuştur. Başarılı, güzel ve popüler kadınlar… Ancak hiçbiri, Daniel için tek gecelik ilişki olmaktan ileri gidememiş, onun kalbinin sahibi olmamıştır. Çünkü Daniel için tek bir kural vardır: Bir kadına asla güvenme!

Tarih Profesörü Charlotte Doherty, geçmişi ve annesiyle arasındaki tek bağ olan aile çiftliğine her şeyden fazla bağlıdır. Kardeşi Michael çiftliği kendisinden habersiz Daniel'a sattığında ise onu geri alabilmek için tüm yolları denemeye karar verir. Charlotte çiftliği geri alma konusunda Moretti'yi ikna etmeye çalışsa da başarılı olamamıştır çünkü Daniel sadece kendi kurallarıyla oynayan ve sahip olduklarından kolay vazgeçmeyen bir adamdır. Charlotte'ın hüzünle bakan gözleri bile bunu değiştiremeyecektir. Ancak Daniel'ın hafta sonu katılması gereken bir parti vardır ve başta annesi olmak üzere herkes onu kolunda sevgilisiyle beklemektedir. Daniel, çiftliği karşılığında hafta sonu için sevgilisi rolü oynamasını Charlotte'a teklif ettiğinde, buna en az genç kadın kadar şaşırır.

Charlotte'ın çiftliğini geri almaya, Daniel'ın ise bir sevgiliye ihtiyacı vardır. İkisinin de yararına olacak bu anlaşmanın kuralları ise basittir:

İkisi için bir hafta sonu... Yakınlaşmak yok… Bağlanmak yok…
(Tanıtım Bülteninden)

Şurimşine - Gülsen KILIÇASLAN YORUM // ALINTI

12:16:00, BY Sümeyye Tunca - 7 yorum:


Sina içine kapanık ve güven sorunu olan bir kızdır.  Babasının annesini terk etmesi ve başka bir kadınla birlikte olmasından dolayı erkeklere güvenmez.

Annesi sağlık sorunları olan biri olduğundan dolayı hastanede kalır. Babası da Sina'yı yanında istemediğinden
okulunun karşısındaki yurt da yerleşir. Babasının yatırdığı nafaka ile yurt masraflarını karşılar.Kendini yalnız ve
kimsesiz hisseder. Tek arkadaşı okuldaki Melis'tir.

Herşey Sina'nın doğum gününde başlar. Yurt da oda arkadaşı olan Pelin'in ısrarı ile o gece bir partiye katılırlar. Onları partiye davet eden Baran ve Cihat'ın kurduğu tuzaktan habersizlerdir.  Partide Deniz ile tanışan Sina içkinin etkisi ile Deniz ile dans eder ve geceyi onunla birlikte geçirir. Aslında bence Deniz onun karşısına iyiki çıkmış yoksa Cihat ve Baran'ın tuzağına düşecekti. Pelin Sina kadar şanslı olmaz o kadar. O gece Baran ile birlikte olur onları çeken kameradan habersiz.


Deniz henüz Kütahya ya yeni atanmış bir lise matematik öğretmenidir. O gece kaldığı otelde canı sıkılır ve
partiye katılır ve Sina ile orada karşılaşır. Genç kızın kızıl saçlarına vurulur.


Sabah uyandığında Sina hastalanır ve Deniz onu doktora götürmesi üzerine kanında aşırı miktarda Afrodizyak bulunur. Böylece Baran ve Cihat'ın tuzaklarından haberdar olurlar.

Yurtda geldiğinde arkadaşı Pelin'e olanları anlatır ve onlardan uzak durması gerektiğini söyler fakat Pelin Sinayı dinlemez ve Cihat ve Baran'ın tecavüzüne uğrar. Cihat ve Baran'ın Pelin'in videosuna karşılık Sina'yı onlara getirmesini aksi takdirde İnternet de düşeceğini söylerler ve Pelin Sina'ya tuzak kurar.Fakat kahramanımız Deniz onu kurtarır. Ardından ikisinden de şikayetçi olurlar.

Sina'nın kendi öğrencisi olduğunu öğrenen Deniz ilk başlarda biraz şaşırır. Fakat bir gerçek daha vardır ki
Sina'dan başkasını düşünemez. Genç kızın başına gelenlerden sonra da onu yurt dan alır ve birlikte yaşamaya başlarlar.

 Böylece iki zıt karakter bir çatı altında hayat bulur. Deniz yeri geldiğinde Sina'ya öğretmen yeri geldiğinde sevgili yeri geldiğinde ise arkadaş olur. Onun iyiliğini ve mutlu olmasını her şeyden çok ister. Deniz'in Sina'ya bu kadar değer vermesi benim çok hoşuma gitti. Sina bence güçlü görünmeye çalışan aslında içinde büyük yaralar taşıyan bir kız. Bu yaraları da kapatan tabi ki Deniz oluyor.


Okurken o kadar çabuk bitti ki kitap anlayamadım resmen zamanın nasıl geçtiğini. Yazarımızın kalemi o kadar sağlam ki kitap okuyucuyu hiç sıkmıyor. Deniz ve Sina aşkı bu zamana kadar okuduğum aşklardan farklı. İmkansız ve olamaz kelimelerin kafiyesiz kaldığı bir kitap. Ve kitap da konuşulan lazca kelimeleri beni o kadar hoşuma gitti ki lazca ya merak saldım. Hele ki "Şurimşine" bundan sonra bende sevdiklerime Şurimşine demek istiyorum.

                 "Denizin en değerlisi inci imiş.
                  Sen de bir ömür boyu hayatımın incisi olur musun şurimşine?
                  Benimle evlenir misin?"

            ALINTILAR


Yalnız kalmaktan değil sensiz kalmaktan korkuyorum.


Gözlerimi maviş gözlerine dikip dudaklarına buse kondurdum. Sevdiğimin canının içi olabilmek...
Sevgisi içimde aşk ile bütünleşti. 
Koynumda kokusunu içime çekerek uyudum.


"İyi ki Allah'ım seni bana yazmış" dedi. "En kısa zamanda kurban kestirip etini çarşıda dağıtacağım."
"Ciddi misin?"
"Evet hem de koyun falan değil büyük baş keseceğim."
"Bana mı?"
"İnsana kurban kesilmez, sadece Allah'a kurban kesilir.Seni bana verdiği için Allah'a şükür kurbanı keseceğim.Sebebi sensin ama kurban, Allah'a"



"Bence sen insan olamayacak kadar güzelsin."

---

Allah'ım ona doyamıyorum.Bakmaya, koklamaya, öpmeye...
Ve benimdi.Sadece benim.
Bende onun.

---

"Bu çok yalnış paranı alamam ."
"Neden?"
"Ne sıfatla alabilirim ki bunu?"
"Sevdiğim kadın olarak"

---

Gerçek bir kez daha yüzüme vuruken ölmeyi diledim.
Adını bilmeden ve adımı bilmezken birlikte olduğum adam öğretmenimdi...


Afrodizyak bana zehirden çok zarar vermişti.
Asla yapmayacağım şeyleri yaptırmıştı.Beni tutsak etmiş ve en büyük utancımı en ön sıradan izletmişti.
Keşke hiçbirşey hatırlamasaydım bu geceyle ilgili. 
Ona sırnaşma mı, onu öpüşümü,  edepsiz dansımı ve ona arsızca yalvarışımı...
Her şeyi unutabilsem.
Onun o deniz mavisi gözlerini peki?
Onları da unutmak istiyor muyum?



Parola Yayınları'nın Yeni Kitapları

11:09:00, BY Sümeyye Tunca - Hiç yorum yok:





Aşka Güven - Özge Gül
Çıkış Tarihi: 16 Ekim Cuma
ARKA KAPAK
Tutkulu Aşk'taki Selin ve Murat'ın yarım kalan hikâyesi devam ediyor...
Hangi bilge dile getirmiş ya da hangi yüce âşık iddia etmişti bunu?
Aşk; her zaman huzur getirir...
Bir kez ilişti mi gözlerin, dokundu mu tenin sevdaya, yolculuğun sonu hayal ettiğin mutluluk mu olurdu?
Selin için aşk her zaman huzur vermezdi ve bunu ilk aşkı tarafından aldatıldığında öğrendi. İnsanlar birini bulamazken, Selin yeni bir aşkın gücüyle karşılaştı.
Bu gücün adı: Murat Yıldırım'dı.
Peki ya kalbi yumuşak ve aşkı hiç tatmayan Murat, Selin'i yersiz bir şekilde kaybettikten sonra nasıl bir yol izleyecekti? Sahip olmak istediklerinin bilinciyle nefes alan bu güçlü adam, galiba hayatı dalgaya alırken, acının ona dokunuşuyla da pembe bulutların üzerinde dolanmaktan vazgeçecekti.
Aşka tekrar inanmak isteyen bir kadın ve sevginin önemini anlayacak olan bir adam. Birbirlerinden başkasına ihtiyaçları yok.
Tek yapmaları gereken, aşka güvenmek...

“Bu senin için ilk dizlerim üzerine düşüşüm değil. Son da olmayacak. Karşındayken duygularımın bedenimi eğişi gururumu kızdırsa umurumda değil. Çünkü seni sevmek böyle bir şeymiş, anladım. Hırçınsın. Kırarsın. Ama sevilmeye değersin... Ben sevmeyi ne kadar öğrendim bilmiyorum ama seninle birlikte olarak 
yepyeni şeylere açmak istiyorum yüreğimi...”





Kübra Tonbuloğlu - Mafya'nın Kızı

Çıkış Tarihi: 16 Ekim 

“Lara haddini aşıyorsun!”
Babamın bağırışı beni ürpertse de sinirle oturduğum yerden kalktım ve kapıya yöneldim. Ailemden tek kalan babamdı ama o da hareketleriyle kendinden nefret ettiriyordu. Ondan uzaklaşmak için üniversiteyi bilmediğim bir ülkede okumuştum.
Oradaki sakin hayatım bitmiş ve yine bu nefret ettiğim eve dönmüştüm. En kötüsü babam hala aynıydı. Gaddar!
“Bu odadan çıkarsan senin için iyi şeyler olmayacağını biliyorsun kızım.”
Yumruklarımı sıkıp yerime geri oturdum. En son sözünü dinlemediğim de iki hafta odamdan çıkmamam için kapıma adamlarını koymuştu. Özgürce yaşadığım dört yıldan sonra yine bu hapishaneye gelmek berbat hissettiriyordu. Sakinleşmek
adına derin bir nefes aldım ve oturdum. Ardından konunun çabuk bitmesi için bakışlarımı babama çevirdim.
“Akşam birkaç ortağım gelecek.”
Babama bana ne, dercesine baktım. O ise bana aldırmadan konuşmasına devam etti.
“Artık büyüdün. Benim çevremle tanışma vaktin geldi. Sen de yanımda olacaksın.”
“Unut bunu.”
Omuzlarımı silkip tekrar ayağa kalktım. Babamın saçma sapan ortakları umurumda değildi. Sadece kendi itibarını düşünen bir adamdı. Ben ona benzemeyecektim.
“Lara!” Babam sinirini pekiştirmek için birkaç saniye durdu. Emirlerinin yerine getirilmemesine alışık değildi.
“Kendine çekidüzen ver. Sen Soysal Holding'in varisisin.”
Alayla güldüm. Ne varisliğinden bahsediyordu ki? Kaç kere beni pis işleri için eğitmeye çalışmıştı. Sadece ‘Soysal Holding’in varisi’ mi olmuştum?
“Hayır baba.” Alayla güldüm. “Ben bir mafyanın kızıyım."

4N1K - Büşra Yılmaz ! BİR WATTPAD KLASİĞİ !

10:14:00, BY Sümeyye Tunca - Hiç yorum yok:



    Kitabın Adı: 4N1K
                  Yazar: BÜŞRA YILMAZ
Basım Tarihi : Ekim 2015
Sayfa Sayısı : 488
   Yayınevi: Epsilon Yayınları

Yaprak; küçükken, markette annesinden sürpriz yumurta istediği için bulgur reyonuna sıkıştırılıp çimdiklenenler, ilkokul önlüğünün altına eşofman giyip okula gidenler, yeşil silgisini diş izi yapanlar ve kırmızı kapaklı tüm dersler kitabının saman sayfalarını silerken yırtanlar kadar sıradan bir kız çocuğuyken; birlikte büyüdüğü dört çılgın erkek arkadaşı yüzünden akranlarından biraz farklı bir kız haline gelmiştir.
Dünyası, on iki yıllık dostları, gamzeli kahramanı Ali, tek ideolojisi
3P (pizza, pijama, pislik) üzerine kurulu bir çılgın, Oğuz, sevgilisini kendi vesikalık resminden bile kıskanan demirli, Gökhan ve notları toplamda bile 100’e ulaşamayan çorap fetişisti tatlı çapkın Sinan’dan ibarettir. Kalbi dördüyle tıka basa dolu, hayatı onlarla rengârenk olduğu için aşka ne inancı vardır ne de ihtiyacı...

Ama bir gün rutin (!) hayatı, doğum gününde gelen bir paket ile tümden değişir. Paketin içinde, gizemli bir âşıktan gelen, kızımızın asla giymeyeceği türden gösterişli bir elbise ve içinde de bir not vardır.