Menekşeler Açarken // Nagihan Gedik Yorum

14:09:00, BY Sümeyye Tunca -




Kitap Adı: Menekşeler Açarken
Yazar: Nagihan Gedik
Yayınevi: Martı Yayınları
Sayfa Sayısı:176
   



                                                                (Tanıtım Bülteninden)

 Seçimlerimiz mi kaderimizi belirler, yoksa zaten kaderimizde olduğundan mı o seçimleri yaparız? Londra'da yaşayan Menekşe'nin iki hayali vardır. 
İlki, eğitimini aldığı oyunculukta ilerlemek, ikincisiyse hayatının aşkını bulmak, fakat kaderin Menekşe'yle ilgili başka planları vardır. 
Sevmediği bir adamla evlenmek zorunda kalmasıyla başlar kaderi yazılmaya. 
Evlenip kocasıyla beraber Ankara'ya taşınır. 
Evliliğin onuncu gününde kocasından kaçarak Ankara'da tanımadığı bir adamın evinde çalışmaya başlayarak saklanmaya başlar. 
Bu evin beyi Sarp'sa hayatını daha da fazla altüst edecektir. 
şık olmuştur ve hayalleri her zamankinden daha güçlü bir şekilde benliğini kuşatmaya başlar. 
Kaderi ona aşkı mı getirecektir, yalnızlığı mı?
 Yoksa çok daha fazlasını mı?







Selam arkadaşlar herkese merhabalar;
Yeni bir kitap ve yeni bir yorum ile karşınızdayım. 
Yalnız ben bu kitabı iç ve dış tasarım olarak oldukça  sevdim hatta bayıldım diyebiliriz. Sarp çok ama çok tatlı. Orhan ise kötü ve  ben Orhan'ı öldürmek istiyorum. 



Menekşe'nin dünyada tek isteği oyuncu olmak ve hayallerinin erkeğine aşık olmaktı. 
Babası türk olan Menekşe'nin annesi İngilizdir. Kendisinden hariç Meryem adında kardeşi vardır. 
Birbirine çok seven ve birbiri için canını verebilecek olan iki kardeş onlar. 
Orhan ise Menekşe'nin babasının iş ortağı ve kızımıza kör kütük aşık. 
Sonunda Orhan istediğini yapıyor ve Menekşe ile evleniyor fakat Menekşe Orhan'a en az on gün dayanıyor ve sonra ise çareyi kaçmakta buluyor.


Gelelim Sarp'a. Menekşe ilk bakışta Menekşe'ye aşık oluyor. Menekşe onun yanında işe başladığında olaylar gelişiyor... Fazla ipucu vermek istemiyorum ancak size sunu söylemeliyim; kitaplığınızda mutlaka olmalı ....



                                                              

"Bazıları kaderin bir seçim olduğunu, insanın kaderini değiştirebileceğini söyler, oysa ben değiştirildiği sanılan kaderin dahi insanın kaderi olduğuna inananlardanım."



"Ankara, İstanbul ya da Samsun'a benzemiyordu. İstanbul kadar umursamaz, Samsun kadar vefalı değildi. Samsun bizim için her zaman bir sığınak olmuştu. İngiltere'yi kendisine tercih etmiş olmamız kalbini kırmamıştı."



"Ben anlatırken ellerime değil, gözlerime bakıyordu. Bir an ne diyeceğimi unuttum. Kısa bir süre sessiz kaldım. Gökyüzü rengindeki gözlerine bir salıncak kurulmuştu sanki ve ben orada sallanıyordum. Eğer o gözlerini kaçırıp yola devam etmek zorunda kalmasaydı, gözlerim ağrıyana kadar bakabilirdim."

"Beni sonsuzluğa inandırdı. Sonsuzluğu vaat etti. Oysa sonsuzluk olarak hayatıma dahil olan tek şey hayal kırıklığı oldu."
"Deliler gibi gülmek, çılgınlar gibi ağlamak, en önemlisi de ölene kadar bu adamı sevmek istiyordum."
 


Menekşe gözlüm,
'Menekşe kokusuz bir çiçektir' demişlerdi, oysa benim için evlat kokusuydu menekşe.
Annen olarak gidişine engel olamıyorum ama sen benim hakkımı yüreğindeki cömertlikle ödedin.
Şimdi tek dileğimdir ki; gözlerine baktığında yüreğinde menekşeler açan bir adam tarafından sevil ve yalnız onu sev.
Babanın hep söylediği gibi: "Önce Allah'a sonra da o adama emanet ol."
- Annen, Margery Şahiner










































































































Hiç yorum yok:

Yorum Gönder