[TANITIM] Bir Adım Sonrası Ayrılık / Zeynep ŞENTÜRK [YORUM ve ALINTI]

13:12:00, BY Sümeyye Tunca - Hiç yorum yok:







Adı: Bir Adım Sonrası Ayrılık
Yazar: Zeynep Şentürk
Yayınevi: Dokuz Yayınları
Sayfa Sayısı: 448
Kitap Editörü: Şefika Aydın 
Kapak Uygulama: Orbay Orhan Emre 
Çıkış Tarihi:  2015



Zengin de olabilirsiniz, fakir de.
 Güzel de olabilirsiniz çirkin de. 
Ama aşk tüm bunların dışındadır. 
Bir anda gelir, bir tesadüfle... 
Bazen yolda gördüğünüz bir tabela ya da kırmızı bir ışık hayatınızı değiştirir. 
Hayat bir önceki sizden bambaşka bir ‘siz’ yaratır.


Benim hikâyem tam da bu noktada başlıyor. 
Kırmızı ışıkta beklerken gördüğüm bir çift gamzeyle.
 Gülüşünü gördüğüm anda ona âşık olmam kaçınılmazdı. 
Adı, boyu, yaşı... 
Hiçbiri aklıma gelmedi, benim için güldüğünü görmek istediğimden başka. 
Artık benim için gelecek, adını bile bilmediğim bir kızdan ibaretti.
 Onu seviyordum ama tanımıyordum. 
Görüyordum ama konuşamıyordum. 
Her bulduğumda ise yeniden kaybediyordum.

Kaderin karşıma çıkardığı tüm sorunların aksine ya hayatımın aşkını 
kazanacaktım ya da korkularımın arkasına sığınıp yaşayabileceğim en büyük aşkı kaybedecektim. 
Ama biliyordum ki kendi çizdiği yolda, 
kendi adımlarıyla ilerlerdi aşk. 
Soru işaretlerinin arasından sıyrılan tek ‘nokta’ vardı 
ve o da onu sevdiğimi söylediğimden sonra konulandı. 

Onu seviyordum, nokta.
Çünkü sevgi varsa onun için savaşmak kaçınılmazdı. 
Bu savaştaki tek kural ise geçmişteki artılar,
 gelecekte işe yaramazlar!



Merhaba arkadaşlar bugün sizlere Dokuz Yayınlarından çıkmış Zeynep Şentürk'ün  kaleminden 
dökülen okurken sizi ağlatan sahneler barındıran  kitabı 
BİR ADIM SONRASI AYRILIK kitabı...





"Mutlu son romanlara özgü..."

Amerikalı bir aktör olan Daniel'in kalbine ilk görüşte işleyen gülünce etrafına çiçek saçan 
Türk Kızı Gamze'nin aşkına tanık olacaksınız. 

Onların hikayesi birbirini bulmuş ve kalpleri aşka bürünmüş olanların hikayesi.

Aşk iki kahramanımızın da hiç beklemediği anda çalar kapısını.
Sormadan misafir olur kalplerinde.


Bir Türk kızı olan Gamze etrafındaki herkese neşe saçan gülümsemesi ve ardında yanaklarında 
oluşan gamzesi ile Daniel'in gönlüne girer. Daniel bu gamzeli güzele kör kütük aşık olur. 
Gamze inatçı ve kendine güvenen bir karakterdir.

Gelelim romantik erkeğimiz Daniel'e. 
Aslında aktör olmasına rağmen kendini beğenmiş zenginlik gözünü kör etmiş her şeyi parası  
ile halledeceğini sanan kişilerden değil.
Zaman zaman hatta bir çok sefer kendine güvenmeyen kibirli biridir. 
Genellikle romanlara  romantik karakter hep kadın baskın olurken bu sefer erkek baskın.
Yani Daniel çok duygusal bir yapıya sahip. 

Kitapta bir diğer karakter ise Jamie. 
Daniel'in yakın arkadaşı. 
Bir arada bulundukları zamanlarda genellikle hep tartışırlar. 


Kitabın konusuna gelirsek;
Hayat denen şeyin aslında çok kısa olduğunu ve evdeki hesabın çarşıya uymadığı ve hayatın bizi yarım saat sonra ne beklediğini bilemeyiz. Her şey olması gerektiği gibi olur. Kimi insan başına gelenleri alın yazısı der
kimi insan ise  kader. 
Bazen bizi mutlu edenleri değil de bizi üzenleri seçeriz. 
Bence kitabın  konusu bunu anımsatmakta. 
Gamze'nin seçimine gelince doğru muydu yanlış mıydı 
fedakarlık mı yapmıştı yoksa bencil mi davranmıştı tartışılır.
Kitabın sonlarına doğru çok ağlamamak için kendimi çok zor tuttum .
Gamze'nin ölümü ardında yıkık dökük bir adam bırakması.Of çok kötüydü.
Çok... Hele ardında bıraktığı mektuplar...

Fakat sonunda gerçek hayatta da olmasa da aşıklar 
öbür dünyada kavuştu ya işte bu bana yetti.

"Aşk, kağıt üzerinde güzeldi ve ne yazık ki ünlü yönetmen için 
hayat mutlu sonla biten kitabının aksine gerçek anlamda mutlu bitmemişti.
Ne yazık ki ünlü yönetmen Daniel lan Wood  için mutlu son, romanlara özgü kaldı."

Yazarın ilk kitabı fakat bence olukça başarılıydı.
 Kitabın ismi ve kapağı konusunda  çok başarılı.
Yazarımızın yolu açık olsun .
Yazarın daha nice eserleri ile tekrardan en kısa zamanda karşılaşmak 
isteriz. Yolunuz Açık olsun Zeynep ŞENTÜRK...


                

"Sena veda etmeliyim biliyorum ama bunu nasıl yapacağımı unuttum.
Seni gördüğüm o günden sonra sensiz gülmeyi unuttum..."




Zeze'ydi Gamze,  bene Portekizli. 
Fakat bu sefer ölerek arkasında bütün yaşama sevincimi yok eden
Portekizli değil, Zeze' oldu. Bizim şeker Portakal'ı hikayemizde Portekizli yerine Zeze
ölmüştü. Evet, Portekizli zamanla iyileşecek, çalışacak ve yaşama devam edecekti.
Fakat hikayenin aksine ölen Zeze'nin çocukluğu değil Portekizli'nin geçmişi, şimdisi ve geleceği oldu.



Affedemiyordum.
Ne kaderimizi ne de beni bırakıp giden sevdiğimi.














[TANITIM] Kağıttan Kalpler / Courtney Walsh

12:42:00, BY Sümeyye Tunca - Hiç yorum yok:

Kitap Adı: Kağıttan Kalpler
Yazar: Courtney Walsh
Yayınevi: Arkadya Yayınları
Çeviren: Buse Barış
Editör: Yasemin Bute
Sayfa Sayısı: 456
Çıkış Tarihi: 1 Aralık 2015


Belki de yok olan hayaliniz sizi mutluluğa götürecektir…

Otuz yaşına girmek üzereyseniz, tek dünyanız küçük bir kitabeviyse ve aşk denen o üç harfli sözcük sizde sadece acı bir tat bırakıyorsa, hazırlıklı olun, çünkü dünyanız daha da altüst olmak üzere…

Tıpkı Âşıklar Parkı kasabasının daimi bekârı Abigail Pressman’ın olduğu gibi. Hiç ummadığı bir şekilde eline geçen bir mektup zarfının içinden çıkanlar onu bir peri masalına sürükleyecektir. Bunlar gizemli bir çifte ait olan, üzerlerinde aşk sözcükleri yazan kâğıttan kalplerdir. Abigail, gerçekten hiçbir çıkar gözetmeksizin birbirlerini seven bu çiftin kim olduğunu öğrenmeye karar verir.

Ancak yeni dükkân sahibinin gelmesiyle birlikte kitabevinin kapatılması gerçeğiyle karşı karşıya kalınca tamamen hayal kırıklığına uğrar. Bir yandan notları yazan çifti bulmaya çalışan Abigail, aşka karşı duruşunu değiştirip hayallerine ve kalbine sahip çıkabilecek midir?



#YeniKitap | Kırık Kalpler - Sarah Ockler

00:44:00, BY Sümeyye Tunca - Hiç yorum yok:

#YeniKitap | Kırık Kalpler - Sarah Ockler

Her şey kalp kırıklığına işaret ettiğinde, aşkın iyileştirici gücüne inanabilir misiniz?

Jude ablalarından çok şey öğrenmişti ama en önemlisi: Vargas erkeklerinden uzak durması gerektiğiydi. Bir Vargas erkeğini sevmenin yol açabileceği felakete, gözyaşlarına şahit olmuş ve ablalarıyla birlikte bir yemin etmişti: Asla bir Vargas’la birlikte olmayacaktı.

Jude yaz tatilini hasta babasının klasik motorsikletini tamir ederek onu yeniden hayata bağlamaya adamıştı, ki bu da, bu işten anlayan birisini bulması anlamına geliyordu. Bulduğu kişinin sevimli bir çocuk olması Jude’un suçu muydu? Ve şaşırtıcı derecede tatlı? Ve ayrıca bir Vargas?

Jude kendi kendine Emilio ile aralarında geçenlerin tamamen motorsikletle ilgili olduğunu söylüyordu. Ablaları asla bu durumu öğrenmeyecekti ve ayrıca Jude, Vargas erkeklerinin flörtöz hareketlerini kilometrelerce uzaktan fark edebiliyordu, asla bir tanesine âşık olmazdı. Fakat işler Jude’un planladığı gibi gitmiyordu, tarih tekerürden ibaretse, kendisi hızla bir felakete doğru koşuyor demekti, tabii eğer ablaları yanılmamışsa…

★ “…romantik, ilham verici ve cömert bir hikâye. Bu kitabın genç kızların ellerinden düşmeyeceği kesin.” VOYA, Starred Review

BAY RUFFLES - Mervenur ÇİMEN // YORUM VE ALINTI

13:28:00, BY Sümeyye Tunca - 4 yorum:





Yazar: Mervenur ÇİMEN
Sayfa Sayısı: 333
Yayınevi: Kent Kitap
Çıkış Tarihi:  2015


KAYAN BİR YILDIZ MIYDI BİZİ BİRBİRİMİZE ÂŞIK EDEN?
YOKSA…
İMKÂNSIZ OLUŞUMUZUN VERDİĞİ HEYECAN MI?

İnsana dönüşebilen, kahverengi gözlü, sihirli, âşık bir oyuncak ayı…
Kahverengi bir masal…
Ve… Kahverengi bir aşk…
Her şey kahverengiyken… Aşk ne kadar kırmızı kalabilirdi ki?
Elçim ve Bay Ruffles’ın muhteşem aşkına tanık olun…
Aşkın yeni rengi, onlar için artık kahverengiydi…
Peki aşk…
Sizin için ne renkti?




Merhaba arkadaşlar bugün sizlere Kent Kitap'dan çıkmış Mervenur Çimen'in kaleminden 
dökülen okurken sizi bazen güldüren bazende ağlatan sahneler barındıran Bay Ruffles kitabı.





Elçim annesi ve babası ayrılmış kendi başına yaşayan bir kızdır.
Arada sırada annesi ve babası arar ve her ay düzenli şekilde hesabına para yatırırlar.
Fakat bu yapılanların hiç biri Elçim'in içindeki yalnızlık duygusunu yok edemez. 
Yalnızdır ve bu hayatta sadece yanında buğday renkli kürklü , koyu kahverengi gözleri ,
koyu kahverengi bezlerden parmak detayları ile onun tam on yedi senelik ayıcığı Bay Ruffles vardır. 
Üzüntüsünü mutluluğunu hep Bay Rufless anlatır. Kah güler kah ağlar onunla.
Sevdiği çocuk tarafından aldatılır ve bu Elçim'i çok üzer. 

Üzgün ve mutsuz olduğu bir gece yıldızlar kayarken bir dilek diler.

"Gerçekleşmeyecek ama benim de dileğim şu;
beni hiç bırakmayacak, sonsuza kadar yanımda kalacak, 
koruyacak, anlayışlı, merhametli, yakışıklı, sempatik , bütün ama bütün 
kızların aşık olabileceği bir erkek arkadaş istiyorum.
Hatta büyülü güçleri olsun. Hatta ve hatta imkansızlaştıralım, tükenmeyen
bir gücü olsun. Beni de ölümsüz yapsın isterse. Ben ona da razıyım! 
Sadece beni sevsin bana baksın. Beni dinlesin.
Hatta üniversiteye bile birlikte gidelim. Evlenelim. Mutlu olalım. 
Annem ve babam gibi olmayalım. 
Özellikle onlar gibi olmayalım!"

"Bay Ruffles... Sen bana yetersin! Sen ol yanımda sadece.
Bana bak dinle... Koru."

"Sen dönüşsen, hayatım o kadar harika olurdu ki...
Her şeyimin ilkini senle yaşadım.
Beni ne kadar iyi anlardın."


Diye dilek diler ve kendini uykuya telim eder. Sabah uyandığında neler olacağını bilmeden. 
Sabah uyandığında ise bir adamın yatağında olduğunu görür. 
Kısa bir şaşkınlıktan sonra karşısındakinin yaptığı açıklama ile onun ayıcığı 
Bay Ruffles olduğunu öğrenir. 
Başlarda inanmaz fakat  ayıcığa yöneltiği sorular karşısında aldığı cevapla 
onun gerçekten ayıcığı olduğuna inanır ve dileği gerçekleşmiştir.


Olaylar böylece seyir gösterir Elçim ve Bay Ruffles hayatında. 
Mutluluk bazen onlara güler bazende onlara yüzünü çevirir. 
Fakat sonunda Aşk galip gelir ve Bay Rufless ve Elçim birbirlerine sonsuz şekilde bağlanırlar. 



Tabi işlerin her zaman yolunda gitmediği anlar da vardır tıpkı son kısımdaki ayrılık sahnesi 
gibi. Son kısımı okurken göz yaşlarıma hakim olamadım. 
İnsanın sevdiğinden ayrılması kadar kötü bir şey yok helede birbirlerini deli gibi severken elinde olmayan sebeplerden dolayı olunca bu daha da can yakıcı oluyor. Hayatın içinde kukla oluyorsunuz bir nevi. 


Yazarın ilk kitabı olmasına nazaran ben yazarı gayet başarılı buldum. 
Şimdiye kadar wattpadden çıkan en iyi kitapların başında geliyor.
Kitap tasarımı ve kitap kapağı bakımdan da yayın evini tebrik ederim. İçerik bakımından 
bir kere okuyucuyu büyülüyor. Yazarımızın başarılarının devamını dilerim....
"Ve söylemeden geçemedin Neden mutlu son la bitmedi neden?
Bay Ruffles ve Elçim'e kıyılır mı ya :( :("



"Hayatımı... hayatına... kattım...."


"Aşk ne demek Elçim?"
"Aşk mı?" 
"Benim sana olduğum her şey"




"Evet! Seni seviyorum.Tam olarak nasıl hissetmem gerektiğini bilmesem de
Seni Seviyorum"


"Sırtındaki siyah nokta büyüdükçe içimdeki boşlukta büyüyordu.
Öpsem... Geçer miydi?"




"Yanımda o varken korkmuyorum hiçbir şeyden."



Anne ve babamın mutlu bir evlilikleri vardı. 
Severlerdi birbirlerini. 
Bazen onlar öpüşürken gizliden izler, 
aynısını kucağımdaki ayıcığa uygular sırıtırdım. 
Dedim ya, normal değildim. 
O zamanlar da kucağımdaki ayıcığa aşıktım...





"Olmayacak şeyleri dileme hastalığım bir gün beni öldürecekti.
Tutuklu kalmıştım işte...
Aşka yenik düşmüş tekrar incinmiştim en yaralı yerimden...."



Dudaklarım dudaklarına kadar gerilince, 
kendimi kaybedip bana sevgiyle bakan yakışıklı çocuğun boynuna 
atladım. Yıldızlı gökyüzü şahit olsun ki...
Onu çok seviyordum





Aşk...
Yalnızca üç saniyelikti. Yakalandığın zaman amansız bir hastalık gibi 
her yerini saran,  dikenli bir tel gibi canını acıta acıta kendisi ile yaşamak zorunda 
bırakan ve canının acıtmasına rağmen onu daha çok istediğin şeydi, bir tür bağımlılıktı...
İstemiyordum.
Ama gözleri öyle güzeldi ki, alamıyordum kendimi iki kahverengi sıcaklığa bakmaktan.


Hani kitabın başındaki "severek ayrılanlar "vardı ya?
İşte onlar bizdik. Bay Ruffles ve ben.
 Ayrılırken kalbimizin her atışında yankılanan
"seni seviyorum" sözleri gibi olacaktı.



Üçüncü kez dudak sürtünmesini kaldıramazdı benim minik kalbim. 
Zaten yeterince yakın duruyordum...
O an dedim ki "Elçim senin yaptığın planı dürtükleyim."


"Seni seviyorum yumuşak kapli Prens Ayıcık"










Örümcek Ağındaki Kız MILLENNIUM IV TANITIM

23:03:00, BY Sümeyye Tunca - Hiç yorum yok:


Yazar: David LAGERCRATZ
Sayfa Sayısı: 520
Yayınevi: Pegasus Yayınları
Çıkış Tarihi:  2015

Halkı gözetleyenler, en sonunda halk tarafından gözetlenirler.

Lisbeth Salander, Amerikan Ulusal Güvenlik Dairesi NSA’in ağını hacklemiş ve çok önemli bazı bilgiler edinmiştir. Ejderha dövmeli kızın adaletsizliğe karşı duyduğu öfke hiç sönmeyecek bir alev gibidir, özellikle de o ateşi daha da harlayacak birtakım devlet sırlarını ele geçirdikten sonra.

Mikael Blomkvist, gecenin bir yarısı yapay zekâ konusunda uzman Profesör Balder’den gizemli bir telefon alır. Millennium’u içine düştüğü zor durumdan kurtaracak bir haberin kokusunu alan Mikael, profesörle görüşmeye gittiğinde örümceklerle dolu bir ağın içine düştüğünü fark eder. Ve işte böylece yıllar sonra Lisbeth’le yolları yeniden kesişir.

Korumak için öldürmeye hazır biri…
Gerçeklerin birbirine dolandığı bir ağ…
Ve avının peşini asla bırakmayacak bir örümcek.

Millennium serisi dördüncü kitabıyla bomba gibi geliyor.
Örümcek ağına düşmeye hazır olun!

“Lisbeth Salander fanları rahat bir nefes alabilirsiniz, punk hacker kahramanımız emin ellerde. Lagercrantz Örümcek Ağındaki Kız’da Lisbeth’in yüreğinin ve geçmişinin derinliklerine inmeyi başarıyor, babasıyla ilgili anılar da cabası. Beş üzerinden beş.”
USA Today

“Gerçeği söylemek gerekirse Örümcek Ağındaki Kız’ı okurken aslında bu romanı Larsson’un yazmadığını unuttuğum anlar oldu.”
The Telegraph

“Lisbeth Salander, Lagercrantz’ın ellerinde kurgunun en harika ve en asi kadın kahramanı olmaya devam ediyor.”
The Financial Times

“Lagercrantz sözünde durmuş ve Millennium’u yeniden başarıyla diriltmiş. Hemen en yakındaki kitapçıya koşun.”
Le Point



"Konuş Benimle Çok Yakında Raflarda"

09:59:00, BY Sümeyye Tunca - Hiç yorum yok:


Eser Adı : KONUŞ BENİMLE 
Yazar : LAURIE HALSE ANDERSON
Yayınevi : GO! 
Etiket Fiyatı : 19.00 TL
Çeviren : Duygu Yücel 
Editör : Nurten Hatırnaz 
Cilt : Karton Kapak 
Sayfa Sayısı : 304 
Baskı Tarihi : Kasım 2015


Konuşmak gittikçe zorlaşıyordu. Boğazım sürekli acıyor, dudaklarım kuruyordu. Geceleri uyurken çenemi o kadar sıkıyordum ki sabahları başım ağrıyordu… Ne zaman annemle, babamla ya da öğretmenlerden biriyle konuşmaya çalışsam ya kekeliyor ya da donup kalıyordum. Sorunum neydi benim?
Melinda Sordino’nun bir sırrı var. Ama sırrını paylaşabileceği kimsesi yok. Bütün arkadaşları, hatta tanımadığı insanlar bile ondan nefret ediyor. Ve günden güne içine kapanan Melinda, çareyi susmakta buluyor. Yalnızlaştıkça susuyor, sustukça yalnızlaşıyor. Ta ki O ŞEY’den kaçıp saklanamayacağını, O GECE’yi unutamayacağını anlayana dek…

Diriliş KEHANETİ & ÇİÇEK SEKBAN TÜFEKÇİ YORUM

03:10:00, BY Sümeyye Tunca - Hiç yorum yok:




Herkese Merhabalar;
Müptela Yayınlarından çıkmış olan Çiçek S. Tüfekçi'nin kaleminden dökülen
"Diriliş Kehaneti" adlı kitabı.



Yazar: Çiçek S. TÜFEKÇİ
Sayfa Sayısı: 240
Yayınevi: Müptela Yayınları
Çıkış Tarihi:  2015

"Kozmik bir şakanın ötesindeydi bu diriliş. Gelecektekilerin geçmişte yaşananları bilebilmesi anlaşılan bir durumdu. Ancak geçmişte yaşayan birinin, gelecekteki bir olayı bilebilmesi mümkün müydü? Gerçi bunun bir adı vardı: 'Kehanet'… Kraliçe Aba, ölümden sonra dirileceğini sanki öngörmüştü. Hatta bir ad bile vermişti. Ya da yaşama gelme gayesindeki adamı işaret etmişti. O işaret ettiği adam buradaydı. Bilgindi ama bilge değildi. Kadın ise bilgeydi, bilgin değildi. Sadece geçmişin karanlığını biliyordu. Büyük bir boşluk okyanusundan kulaç atmadan geliyordu bugüne…" Aden Ataman, işinde çok başarılı bir arkeologdur. Anadolu'nun güneyinde bulunan gizemli bir parşömeni deşifre etme çabasıyla birlikte kendisini uluslararası oyunların içinde bulur. Kraliçe Aba, 2000 yıl önce yaşamış bir kraliçedir. Günümüzün olağanüstü bilimsel keşifleri sayesinde yolu Aden Ataman ile kesişecek ve imkânsız görünen bir aşk ilişkisinin kıvılcımları çakacaktır… Çiçek S. Tüfekçi'den, tarihin, aşkın ve bilimin kesiştiği bir ilk roman.
(Tanıtım Bülteninden)



" Yaşam nasıl kutsalsa ölüm o kadar lanetlidir. Yaşamı devam ettiren ise aşktır. Ölüm ne kadar lanetliyse aşk o kadar kutsaldır. Eğer aşk olmasaydı, yeryüzü ve gökyüzü kavuşmasaydı, yaşam olmazdı. "


Öncelik olarak belirtmek isterim. 
Kapak yapımına hayran kaldım. 
Kitabın içeriğinin anlatan bir kapak olmuş en nihayetinde.


Yazarın ilk kitabı olmasına rağmen oldukça başarılıydı.Kalemi  sağlam bir yazar kendisi. 
Kitabı okuduktan sonra kendisine şu soruyu yöneltmiştim. "Arkeolog musunuz? diye. Fakat kendisinin
felsefe okuduğunu arkelog olmadığını söylediğinde şaşırmıştım. Çünkü ancak  böyle güzel ve ayrıntılı anlatımı bence konuyu bilen ve konu hakkında geniş bir araştırma yapmış olmalı. Yazarımız ile güzel sohbetten sonra gerçekten de kitabı yazarken baya bir araştırma girişiminde olduğunu öğrenmiş oldum. 


Kitabın konusuna gelirsek baştan söylemek istiyorum. Kitabı okurken bir yandan da google de araştırmaya koyuluyorsunuz. Yani ben öyleydim. 


Aden Ataman; işinde oldukça iyi ve Anadolu yazıtları ve Antik Anadolu Dilleri hakkında dünyaca ünlü bir Türk arkeologdur. Bir kazı esnasında çalışma arkadaşı olan Belma bir parşömen kağıdı bulur ve ne olduğunu öğrenmek için incelemeye başlar ve böylece olay çizgisi başlar. 

Günümüzde Mersin'den başlayıp  Taşucu'na kadar uzanan gizemli bir ülke Olba'nın ve gizemli kraliçeleri  Aba... Kraliçe Aba  öldürülür. Türk Arkeolog Aden ise öldürülen kraliçe ile etkileşime geçer. Yani bir türlü geçer. Orasını nasıl gerçekleştiğini okurken kafam çok karışmıştı.
Kitap da kraliçenin yaşadığı olaylardan ve düşmanlarından söz edilir.


Heyecan ve merak uyandıran bir kitap olduğuna size garanti verebilirim. Ve asla pişman olmayacaksınız..
 
" Bilimin kaderi buydu belki . Önce en ölümcül silahlar yaratmak ... Sonra da bu silahları etkisiz kılacak araçlar üretmek...
İnsanlığın yıkımı ve kurtuluşu bilim insanlarının beyinlerindeki anahtardı. "




Rastlantı [TANITIM] Nazlı Ozan

23:32:00, BY Sümeyye Tunca - Hiç yorum yok:



Yazar: Nazlı Ozan
Tür: Romantik Komedi
Sayfa Sayısı: 376
Yayınevi: Olimpos Yayınları
Çıkış Tarihi:  2015


Bazı yolculuklar sizi aşka götürür...
"Aşkın gelişi, aklın gidişidir."
Acaba gerçekten öyle midir? Ya da bir dil bir insan, iki dil... Ah, neyse boş verin şimdi dili falan! Burada asıl önemli olan, aşkın dili!
Neşeli, sevimli, az biraz inatçı, ama yeri gelince masum bir kedi olan Aslı Karahan ile Roma'yı fethetmeye hazır mısınız? Yalnız, çapkın İtalyanların, aşk dolu kahkahaların ve enfes lezzetlerin de eşlik edeceği bu yolculuk için sizi baştan uyarıyorum. Kemerlerinizi sakıca bağlayın ve yanınızda oturan yol arkadaşınıza dikkatlice bakın!
Belki siz de Aslı gibi hayatınızın aşkıyla, hiç ummadığınız bir yerde ve kesinlikle kimseye anlatmak istemeyeceğiniz bir şekilde tanışabilirsiniz. Kim bilir?
Pekâlâ, hazır mıyız? O hâlde "Rastlantı" kalkışa hazır...

Meleklerin Dili - Simavî Et Loyan

23:26:00, BY Sümeyye Tunca - Hiç yorum yok:



Kitabın Adı:  Meleklerin Dili
Yazarı: Simavî Et Loyan
Tür: Kişisel Gelişim
Sayfa Sayısı: 144
Yayınevi: Ganj Yayınları 






Yaşam amacımız nedir? Yaşam Planı nasıl belirleniyor? Meleklerimiz bize nasıl yardım edebilirler? Ruh eşi ne demektir? Hayatımıza bolluk ve bereketi nasıl çekeriz? Paralel yaşamlar var mı? Tekamül nedir? gibi yaşamla ilgili merak ettiğiniz pek çok soruyu "Rehber Melekler" cevaplıyor!

Hayatta kendi cevaplarını arayan üç genç kadın, bu yolculukta kendi Rehber (Koruyucu) Melekleriyle kanallık yoluyla kurdukları iletişimle aldıkları bilgileri bizlere aktarıyorlar. Bu tür bir iletişimin gerçekleşmeyeceğine inananlardandanız; bir anlığına tüm ön yargınızı kenara bırakın ve kendinizi bu mesajları nasıl rahat hissedecekseniz o şekilde almaya açın.

Kitabın gerçek yazarları olan ve tüm bu süreç boyunca sorduğumuz her soruyu, hatta anlayamadığımız yanıtlarda defalarca sormamızı teşvik ederek bizleri tüm Sevgi'leriyle yanıtlayan Sevgili Rehber (Koruyucu) Meleklerimiz'e yürekten teşekkür ediyoruz. İyi ki varlar ve hep yanımızdalar. Her şeyin kaynağı olan Öz'e, Yaradan'a yürekten şükranlarımızı sunuyoruz. Bu kitap O'nun eşsiz sevgisi, verdiği güç ve cesaret sayesinde yazıldı. Her daim her birimizin yanında, şükürler olsun! Melekleriniz her zaman sizinle!














Bir Kavanoz Aşk - Buket ÖZDAL // YORUM

10:03:00, BY Sümeyye Tunca - Hiç yorum yok:


Kitabın Adı:  Bir Kavanoz Aşk
Yazarı: Buket Özdal
Tür: Edebiyat - Roman 
Sayfa Sayısı: 440
Yayınevi: Epsilon Yayınları





'Bana kendimi evimde hissettiriyorsun,' dedim.
'Huzurlu, güvende, mutlu.'

"Seni tanımaya başladığım günden beri seni korumak o kadar zor ki... Çünkü ne zaman nereye gitsem, ne tarafa dönsem sana çarptı yüzüm. Kaçmam için hiç fırsat vermedin. Bana git demedin. Benden hiç gitmedin.' 

Hayatta her zaman aileler haklı olmuyor. Bu tarihe büyük harflerle geçmeli. Umut ediyorum ki, bir gün gerçekten hak ettiğimi umduğum o küçük evi, benim dansım için ayrılmış küçük odasını ve içinde beni kırmak için değil yaralarımı öpmek için duracak birini bulacağım. Hayata dair tek umudum, budur.
(Tanıtım Bülteninden)





Hira bindiği otobüste omzunda uyuyan kişi yüzünden o da otobüste uyur ve  ineceği yeri kaçırır. Gözlerini açtığında ise yanında sadece telefonu vardır. Çantası ve içindekiler yoktur. Eve de geç kalmıştır üstüne üstelik.Ne yapacağım diye düşünürken omzunda uyuya kalan Aras Bozuk'tan yardım ister. Aras da ona kardeşinin hasta olduğunu söylemesi üzerine Aras 'a yardım eder ve böylece başlar hikayeye.  
Hira karakteri çok güçlü bir karakter. Çok güçlü bir kız. İçi paramparça fakat dışarı da ki insanlara güçlü gözüküyor. Ailesi ile de sorunlar yaşıyor. Yaralı ve kırgın bir kız yara. Geçmişte iyi şeyler yaşamamış kendini hep dışlanmış görmüş ve en önemlisi de ablasının ona yaşattıkları...

Bir baba kızına bunları nasıl yapar nasıl?
Aklım almıyor. Kitabı okurken ben de Hira gibi ağladım. Bazen ne yaparsak yapalım içimizdekini
söküp atamıyoruz. Bedenimize saplanan hançeri çıkaramıyoruz. Hira'nın içindeki hançeri ona saplayan öz babasıydı birde. 

Aras karakterine gelirsek Aslında oda yaralı fakat dışarıdaki insanlara güçlü gözüküyor. Bence  Baran gibi kimse sevemez. Hirayı gerçekten seviyor ve ona gerçekten değer veriyor. Yaralarına merhem olmaya çalışıyor. Onu babasından annesinden tüm dünyadan korumaya yeminli. 

Kitabın sonu ise...
O nasıl bir sondu ya . Ağlaya ağlaya okudum. 
İkinci kitabı merakla bekliyorum umarım en kısa zamanda çıkar .  
Genç yazarımızı bu büyük başarısından dolayı kutlar ve başarılarının devamını dilerim. 



" O gece... Üzerinde can alıcı bir elbise, doğal gözlerin, parlatıcıyla öne çıkmış dudakların ve sıcacık teninle... Deliye dönmüş görünüyordun, yüzün kireç gibiydi ama sana bir şey yapacağıma dair korksan da sesini çıkarmıyordun. Çok güzeldin, Hira... Çok güzeldin. Canımı yakmak ister gibi güzeldin."




" O gece... Üzerinde can alıcı bir elbise, doğal gözlerin, parlatıcıyla öne çıkmış dudakların ve sıcacık teninle... Deliye dönmüş görünüyordun, yüzün kireç gibiydi ama sana bir şey yapacağıma dair korksan da sesini çıkarmıyordun. Çok güzeldin, Hira... Çok güzeldin. Canımı yakmak ister gibi güzeldin."" O gece... Üzerinde can alıcı bir elbise, doğal gözlerin, parlatıcıyla öne çıkmış dudakların ve sıcacık teninle... Deliye dönmüş görünüyordun, yüzün kireç gibiydi ama sana bir şey yapacağıma dair korksan da sesini çıkarmıyordun. Çok güzeldin, Hira... Çok güzeldin. Canımı yakmak ister gibi güzeldin."