Afra İrem Duman Röportaj

10:36:00, BY Sümeyye Tunca -

 1-)Afra İrem Duman , başarılı bir yazar. Peki başka? Kimdir Afra, nelerden hoşlanır, nelerden uzak durur?

Kendimi birilerine anlatmak benim için oldukça zor aslında... Kimim ben? Sıradan biriyim aslında, herkes gibi. Teorik olarak hayatımı kısaca özetleyecek olursam Balıkesir'in minik ama tarih kokan bir ilçesinden gelip Balıkesir merkezde lise okudum. Sonra İzmir'de tıp fakültesine girdim. Farklı hayatlar, farklı anılar, farklı acılar biriktirdim. Güven duygusunun ne kadar zor kazanıldığını ama bir o kadar da çabuk kaybedildiğini öğrendim... Öncesinde beni yazı yazmaktan koparan şey okulumken' şimdilerde beni bağlayan tek şey de o. Çalışma ve azim duygusu... 

Kendimi kalabalığın içinde ki yalnız olarak adlandırabilirim aslında. Hemen hemen bulunduğum ortamın en pozitifi, en neşelisi, en güleryüzlüsüyüm ama yine de bir palyaçodan farkım yok. Sahnelediğim oyun perde inene kadar sürüyor. Çok fazla doktum yok, zaten fazla olsalardı onlara dost diyemezdim sanırım... Olanlara da sımsıkı tutunuyorum. 

Nelerden hoşlanırım sorusuna gelirsek... Sanırım ben her defasında Mardin'i Antep'i görmek istiyorum, bir gün mutlaka gideceğim diyip hiç bir şey yapamayan cinsten biriyim. Hevesim çok çabuk sönüyor bazen... Saman alevi gibi. Tek sönmeyen arzum okulum ve yazma aşkım. Geri kalan her şeyden çok çabuk vazgeçebiliyorum... 

Yalan söyleyen insansan şiddetle kaçarım ama en nefret ettiğim şey bu değil. En korktuğum insan tipi, birinin arkasından konuştuktan sonra gidip onla can ciğer kuzu sarması olan kişidir. Kendimden uzat tutmakta kararlı olduğum yegane kişi bu tarz insanlardır.

2-)  Bir kitap yazmak ve bir hikaye paylaşma fikri nasıl oluştu?
İlk yazdığınız hikayeyi, ilk kurduğunuz cümleyi hatırlıyor musunuz?

Bir kitap yazma fikrim uzun zamandır vardı ama hiç bir zaman kendime ve yazılarıma o denli vakit ayıramadım. Okul, dersler, sınavlar... Kurmam gereken bir geleceğim varken nasıl onları geri plana atabilirdim ki? Bu nedenle geç başladım kitaplaştırmaya. Fikir, kurgu çok önceden vardı sadece onu satırlara sığdırdım... 

İlk yazdığım hikayeyi hatırlıyorum. Çok küçükken yazmıştım. Küçük bir kız çocuğuyla köpeği arasında geçen bir hikayeydi. Arkadaşlıkla ilgili bir hikayeydi. Hikayenin sonunda köpek ölüyordu ve bunu o zamanlar yazmış olmak şimdi bile beni şaşırtıyor. 

İlk cümlem ise tam noktası virgülüne böyle olmasada buna yakındı;

"Günün birinde küçük bir kız ve onun dünyalar tatlısı köpeği Lord, bir yolculuğa çıkarlar ve bu aslında bir sonun başlanıcıdır."

3-) Kitabınızın yayınlama sürecinden bize biraz bahseder misiniz?

Aslında çok zorlu bir süreç oldu benim için. Okulum daha bitmemişti, sınavlarım vardı. Ailem okulumdan dolayı kitap işini ön plana çıkartmamı istemiyordu... Bir sürü gerginlikler yaşadım, çok fedakarlıklarda bulundum. Bulunmak zorunda kaldım... Sonuçta güzel bir şey çıktı belki ortaya ama çok yorgun düşürdü beni. Hala da devam eden bir süreç aslında. Kitap hala tam anlamıyla şuan raflarda değil. Zorlu bir süreç ama altından kalkacağımı düşünüyorum. 

4-)Kitabınız ile aldığınız olumlu ve ya olumsuz eleştirilerini nasıl karşılıyorsunuz?

Aslında şuana kadar Efgan'la ilgili olumsuz bir görüş almadım henüz. Kapağı beğenmeyenler oldu ama bu kitle beğenenlerin yanında çok az... Kitabın kapağına istedikleri gibi bir manken koyamazdım açıkçası. Daha önce kanserle mücadele eden bir kişinin vücudunu görmüşler mi bilmiyorum ama hiç bir hasta da fotoğrafının koyulmasını istemez diye düşünüyorum... Eriyen kaslar, dökülen saçlar, hareket etmekte zorluk çeken eklemler, beyazlaşmış bir ten... Ben de bunun yerine ruhları temsil eden bir kapak istedim yayınevimden. Sonucu da çok beğendim... 

Aslında olumlu eleştiriden çok olumsuzu görmek istiyorum. Nerede eksiğim var, nerede yanlışım var, nerede çizgimsen sapmışım... Tüm bunları bilmeye ihtiyacım var. Okurlarım benim üçüncü gözüm gibi. İletişim halinde olduklarım var zaten. Sık sık onlara soruyorum, neresi olmamış çabuk söyle diyerek... İşin şakası, her türlü eleştiri başımın üstündedir.





5-)İkinci kitap olarak düşündüğünün bir hikayeniz var mı ?

Evet, Efgan'ın 2. Kitabı olan Afsun gelecek önce. Sonra başka bir seri var basılmayı bekleyen. Okurlarla anlaşamamış durumdayız şuan. İkinci kitabı ilk kitap olarak görmek istiyorlar ama bakalım ne olacak bilmiyorum.
 



6-)Karakterlerinize gelmek isterim. Efgan  ve Dilhun  aşkından bize biraz bahseder misiniz?

Efgan ve Dilhun aslında birbirini kurtaran iki ruh. Efgan'ın kurtarılmaya, Dilhun'da yaraya merhem olmaya ihtiyacı var. İkisi de yaralı, ikisi de muhtaç... Bu yüzden ikisinin aşkı bana savaşmayı hak eden bir mücadele gibi geliyor. 


7-)Kitap yazmak mı, sosyal paylaşım platformlarında hikaye yayımlamak mı? 

Sosyal paylaşım beni okurlarla bir noktaya kadar birleştiriyor ama onları sarılabilmemi imza günleri sağlıyor... 



8-)Sosyal medya ile aranız nasıl ? 

Olması gereken kadar. Yetişebildiğim herkese cevap verebildiğim, okurlarıma ulaşabildiğim bir araç...



9-)Son olarak okurlarınıza iletmek istediğiniz mesajınız var mı?

Onları ne kadar çok sevdiğimi zaten biliyorlar. Grubumuzda komik bir sürü caps hazırlıyorlar benimle ilgili. Ben bunları görünce ayrı bir mutlu oluyorum nedense... Hatta en sevdişim capslerden birinde yazılan şey ile veda edeyim. Capste fotoğrafım var ve altında şöyle yazıyor, resme 10 sn bakınca afra abla naber beybi? Diyor. 
Hepsini öpücüklere boğarak sesleniyorum, selam beybiler.


10-)Hikaye yazan, kitap çıkarmak isteyenler geleceğin yazarlarına neler söylemek istersiniz?

Bir konuda 'ben oldum' demesinler hiç bir zaman. Asıl onları ipe götüren bu olur. Her zaman ilerlemeye çalışsınlar... 

En son okuduğunuz kitap: Kafes
En son izlediğin filim: Hızlı ve Öfkeli 7
En çok sevdiğin şarkı: Sürekli değişiyor ama şu sıralar Göksel- Gidemiyorum.

Herşey için teşekkürler...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder