Güneş Demirel Seni Severken [ Alıntı ]

12:30:00, BY Sümeyye Tunca -




"Öyle..Karşılıksız sevdim. Onu gülerken sevdim, çapkınlık yaparken sevdim, uzaktayken sevdim, yanındayken sevdim. Ve hatta evlenirken sevdim. Baba olan halini sevdim. Öyle...
Kendi kendime sevdim be abla . Ama öyle bir hal aldı ki ... Sığmıyor şurama " dedi eliyle kalbini göstererek. "O da beni sevsin istiyorum ama olmuyor. Kendimi gurursuz biri gibi hissediyorum.Olmaz dedi bu akşam bir kez daha."




İstemiyorum Deniz... Seni paylaşmayı istemiyorum! Üzmeyi de istemiyorum! Ben... Ben sadece
sevmek istiyorum. Seni sevmek istiyorum. Seni sevmek... Gözlerini sevmek... Dudaklarını sevmek istiyorum...


"Çenemi tuttu ve yüzümü kendisine doğru çevirdi. ‘Bak, yüzüm yüzüne, kalbim kalbine bakacaksa eğer... Yanında erkek sinek istemem. Kıskanç, aksi adamın tekiyim ben, Gülsu!’ dedi ve tepkimi bekledi. Bana hiçbir şey sormamış, sadece şartlarını sıralamıştı. Şaşkındım, ürkektim ve çok cahildim, Deniz. Tam bir Karadeniz insanıydı. Hırçın, sabırsız… Tıpkı denizi gibi. Beni ona, onu da bana bırakmalıydı zaman. Soluk almak gibiydi o kesintisiz bakışmalar."



Elimi tut ve benimle yeni  bir hayata yürü."


"Bilmiyorsun! Ne biçim sevdiğimi bilmiyorsun!" diyebilirdi mesela.
Ya da " Sen eşeğin tekisin . Ben varken, gittin o aptal Nazenin'e aşık oldun!"


O hep benim sevdiğimdi, ben de onun... Hayatımıza giren insanlar, olaylar, ayrılıklar bunu değiştiremezdi. O başka sefere yol almış, bense kuytulara gizlenmiştim. Yönlerimiz zıt taraflara baksa da, aşk ayrıldığımız noktada sabitti. 


"Daha ne olsun güzelim! Bak gökyüzüne... Ay nasıl da parlak. Sonra yakamozlar...
 Sen ve ben ...
Bundan daha güzel bir an olamaz ki"


"Unutma sakın. Ben kimseyi senin kadar sevmedim"


" İşte sen Deniz... Benim hayatımın yedi rengiydin...
Gökkuşağı sendin. Hep hayrandım sana, hep bayılırdım bakışına. Ama... Kendime bile itiraf edememişim... Kaçmışım. Gizli bir düş gibi, kalbimin derinliklerine işlemişsin oysa."




Ateşin kalbine düşen Eros'un oku etkisini göstermeye başladı... "Gözleri çakıştığını an neye uğradığı nı şaşırmıştı Ateş. Kitlendi veya başka bir şey oldu. Yutkunmayı bırak, nefes dahi alamıyordu. Şu Eros, oklarından birini bugün için saklamıştı olmalıydı. Ve eğer Ateş'in kalbini bir dart tahtası sanmışsa, hedef tam on ikiden vurulmuştu. Sürekli içinden gelen şey , tekrar belirtmişti. Onu öpme isteği deli gibi çalkalıyordu kanını..."









Hiç yorum yok:

Yorum Gönder