Eflatun Kurdele / Heather Burch Yorum

13:17:00, BY Sümeyye Tunca -





 
Yazar Adı: Heather Burch

Çevirmen: Ayhan Ece Şirin 

Sayfa Sayısı: 368 

Dili: Türkçe

Yayın Evi: Arkadya Yayınları
Yayın Tarihi: Şubat 2016

Kimsenin baskısı altında kalmadan hür iradenizle karar verebilmek kişinin en büyük özgürlüğüdür. Adrienne Carter da hayatında ilk kez bir hayalini gerçekleştirerek okyanus kenarında, Victoria dönemine ait eski bir eve yerleşir. Bu evle birlikte kendi parçalanmış ruhunu da onarmayı düşünürken, küçük bir teneke kutu içinde, II. Dünya Savaşı'nda yer almış bir askerin genç bir kadına yazdığı mektupları bulur. 

''Umuda kaç yoldan tutunuruz'

Umut, her aldığımız nefeste, kalbin her atışındadır. Umut, kışın soğuğuna karşı koyan bir çiçeğin ölmeyi reddetmesidir. Her damarda akar, her savaşta galip gelir. Ben umutsuzluğa kapılmayacağım, Grace. Umut, benim ilerlememi sağlıyor. Şüphe zihnimi sarsa da umut beni esir alıyor. Ben umudun kölesiyim. Umut, bende çiçek açıyor. Umarım sende de açıyordur."


Bu eski mektupların iç acıtan gerçekliği, Adrienne'de bir şeylerin uyanmasına neden olur ve genç kadın, bunları yazanı bulmaya karar verir. Artık yaşlı bir adam olan William Bryant'tan öğreneceği çok şey vardır. Ancak mektupların ardındaki sırrı keşfettikçe zihninde sorular da belirmeye başlar. Kendi parçalanmış ruhuyla Bryant Ailesi'ne iyi gelecek midir, yoksa bu zamana kadar herkesin dediği gibi insanlara sadece sorun mu yaratıyordur?








"Aşkın avuçlarının arasından kayıp gitmesine izin verme.Üzerine bir ağ atıldığında korkup kaçma.Sen yalnızsan,bu okyanus da yalnız..."


Eflatun Kurdele kitabının yorumu ile herkese merhabalar.
Kitaba insatgram da başlatılan #okumafidanı isimli tag ile başladım ve  iki gün içerisinde bitirdim. Aslında bakarsanız benim için bir günde bitebilen bir kitaptı fakat annem solsun buna izin vermedi.  Kitabı çok merak ediyordum ve severek aldım. İlk önce söylemek isterim William yazdığı mektupları okurken içiniz gidecek. Aşkı bir de gelin bu adamın dilinden okuyun derim.


"Sevgili Grace, Bazen güzel yüzünü ve sesini unutmaktan korkuyorum. Seni kollarıma almayalı uzun Zaman oldu. Kelimelerini duymayalı uzun Zaman oldu. Geceleri gözlerimi sımsıkı kapatıyorum. Yaşadığımız her anı hatırlayıp, adeta tekrar yaşıyorum. Aklım bana oyunlar oynasa da benim umudum var. Seni seviyorum  William "



Adrienne Carter altı yıl evli kalmış fakat bunun sonucunda eşi ile anlaşamamış ve
boşanmış ve bundan sonraki hayatını göl kenarında bir evde geçirmek isteyen bankacı.
Yeni satıl aldığı evinin çatı katında bulduğu mektuplar ile başlıyor kitap .İkinci Dünya Savaşı esnasında William Bryant tarafından  sevdiği Grace'e yazılan mektuplar ve bir de fotoğraf bulur. Mektupları okudukça mektupları kaleme alan  William Bryant  merak ederek aramaya başlar. Bir kaç kişi aracılığı ile mektupların sahibi ile ilgili bilgi edinir.



"Her akşam gün batışını izliyorum, sıcaklığını son zerresine kadar içime çekiyorum, ve onu kendi kalbimden seninkine yolluyorum.Yaşayacak bir günüm daha olsa, onu da seninle geçirmek isterdim."




Will Bryant, Pops'un birlikte yaşadığı torunu.  Büyük babasını herkesten korumak onun
üzülmemesini sağlamak şu dünyada yapmak istediği tek şey . Hatta bu yüzden dolayı ilk kez Adrienne ile karşılaştıklarında onu tersler. Williams ise oldukça yaşlı fakat tatlı mı tatlı bir savaş gazisi.  Adrienne ile tanışınca ona kanı kaynar... Adrienne hikayenin içine girdikçe aslında aşkın bu denli güzel bir duygu olduğunu ve kendi kalbinin de bunu yaşaması gerektiğini anlar.

Grace,şunu her zaman hatırla; beklenmedik bir şekilde veya değil, eğer biri sana kibarca yaklaşıyorsa,mümkünse karşılığını sen de öyle ver. "Umuda kaç yol tutunuruz? Umut,her aldığımız nefeste,kalbin her atışın dadır. Umut,toprağı yarıp geçen ve kıyıları ıslatan bir nehirdir. Kuvvetten de ötesidir."


Andirenne ve Will aşk yaşayacağını ilk eve gelişinde ve terslenip gittiğinde anlamıştım.
Daha sonra birbirleri ile atışmaları ve mektuplardaki sözler çok güzeldi.
Sara'nın sakladığı şeyler olduğunu  öğrendiğimde William'a aşık olabileceği gelmişti aklıma
 ve işte orada anladım her şeyi zaten daha sonra çorap söküğü gibi geldi olaylar.
Ben kitap da en çok ama en çok mektuplara bayıldım. İnsanı can evinden vuran mektuplara. Ve acayip William sever oldum.


"Bazen birbirimizin için öldük. Belki de bu yüzden o mektuplar benim için bu kadar değerli oldu. Başka bir dünyanın daha olduğunu hatırlattı bana. Birlikte savaştığım adamları kardeş sevdim. Birbirimize, sadece savaşmış insanların anlayabileceği kadar bağlıydık. Ama ben savaşa başka bir sebeple katılmıştım. Ve memleketimden gelen mektupları okudukça bunu hatırladım. Yazın açan manolyanın kokusunu, baharda çıkan böğürtlenleri ve kumsala vuran okyanus kokusunu hatırladım. Ve ben o mektupları okurken aşık oldum. Gerçek bir aşktı bu. Beni duyuyor musun Sara? Ben o mektuplar aracılığıyla sana altmış yıl önce aşık olmuştum."



Günümüz aşk tarzını seven, sevgi, aşk ve geçmiş konularını okumaktan keyif alan,Jojo Moyes,  Sarah Jio tarzı yazarları okuyan herkesin kesinlikle keyifle okuyacağı bir kitap.
Kitap kapağı ise tam kitabı anlatıyor ve orijinal den kat ve kat daha güzel  zaten gene Arkadya Yayınları yine farkını gösterdi.





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder