BAY RUFFLES - Mervenur ÇİMEN // YORUM VE ALINTI

13:28:00, BY Sümeyye Tunca -





Yazar: Mervenur ÇİMEN
Sayfa Sayısı: 333
Yayınevi: Kent Kitap
Çıkış Tarihi:  2015


KAYAN BİR YILDIZ MIYDI BİZİ BİRBİRİMİZE ÂŞIK EDEN?
YOKSA…
İMKÂNSIZ OLUŞUMUZUN VERDİĞİ HEYECAN MI?

İnsana dönüşebilen, kahverengi gözlü, sihirli, âşık bir oyuncak ayı…
Kahverengi bir masal…
Ve… Kahverengi bir aşk…
Her şey kahverengiyken… Aşk ne kadar kırmızı kalabilirdi ki?
Elçim ve Bay Ruffles’ın muhteşem aşkına tanık olun…
Aşkın yeni rengi, onlar için artık kahverengiydi…
Peki aşk…
Sizin için ne renkti?




Merhaba arkadaşlar bugün sizlere Kent Kitap'dan çıkmış Mervenur Çimen'in kaleminden 
dökülen okurken sizi bazen güldüren bazende ağlatan sahneler barındıran Bay Ruffles kitabı.





Elçim annesi ve babası ayrılmış kendi başına yaşayan bir kızdır.
Arada sırada annesi ve babası arar ve her ay düzenli şekilde hesabına para yatırırlar.
Fakat bu yapılanların hiç biri Elçim'in içindeki yalnızlık duygusunu yok edemez. 
Yalnızdır ve bu hayatta sadece yanında buğday renkli kürklü , koyu kahverengi gözleri ,
koyu kahverengi bezlerden parmak detayları ile onun tam on yedi senelik ayıcığı Bay Ruffles vardır. 
Üzüntüsünü mutluluğunu hep Bay Rufless anlatır. Kah güler kah ağlar onunla.
Sevdiği çocuk tarafından aldatılır ve bu Elçim'i çok üzer. 

Üzgün ve mutsuz olduğu bir gece yıldızlar kayarken bir dilek diler.

"Gerçekleşmeyecek ama benim de dileğim şu;
beni hiç bırakmayacak, sonsuza kadar yanımda kalacak, 
koruyacak, anlayışlı, merhametli, yakışıklı, sempatik , bütün ama bütün 
kızların aşık olabileceği bir erkek arkadaş istiyorum.
Hatta büyülü güçleri olsun. Hatta ve hatta imkansızlaştıralım, tükenmeyen
bir gücü olsun. Beni de ölümsüz yapsın isterse. Ben ona da razıyım! 
Sadece beni sevsin bana baksın. Beni dinlesin.
Hatta üniversiteye bile birlikte gidelim. Evlenelim. Mutlu olalım. 
Annem ve babam gibi olmayalım. 
Özellikle onlar gibi olmayalım!"

"Bay Ruffles... Sen bana yetersin! Sen ol yanımda sadece.
Bana bak dinle... Koru."

"Sen dönüşsen, hayatım o kadar harika olurdu ki...
Her şeyimin ilkini senle yaşadım.
Beni ne kadar iyi anlardın."


Diye dilek diler ve kendini uykuya telim eder. Sabah uyandığında neler olacağını bilmeden. 
Sabah uyandığında ise bir adamın yatağında olduğunu görür. 
Kısa bir şaşkınlıktan sonra karşısındakinin yaptığı açıklama ile onun ayıcığı 
Bay Ruffles olduğunu öğrenir. 
Başlarda inanmaz fakat  ayıcığa yöneltiği sorular karşısında aldığı cevapla 
onun gerçekten ayıcığı olduğuna inanır ve dileği gerçekleşmiştir.


Olaylar böylece seyir gösterir Elçim ve Bay Ruffles hayatında. 
Mutluluk bazen onlara güler bazende onlara yüzünü çevirir. 
Fakat sonunda Aşk galip gelir ve Bay Rufless ve Elçim birbirlerine sonsuz şekilde bağlanırlar. 



Tabi işlerin her zaman yolunda gitmediği anlar da vardır tıpkı son kısımdaki ayrılık sahnesi 
gibi. Son kısımı okurken göz yaşlarıma hakim olamadım. 
İnsanın sevdiğinden ayrılması kadar kötü bir şey yok helede birbirlerini deli gibi severken elinde olmayan sebeplerden dolayı olunca bu daha da can yakıcı oluyor. Hayatın içinde kukla oluyorsunuz bir nevi. 


Yazarın ilk kitabı olmasına nazaran ben yazarı gayet başarılı buldum. 
Şimdiye kadar wattpadden çıkan en iyi kitapların başında geliyor.
Kitap tasarımı ve kitap kapağı bakımdan da yayın evini tebrik ederim. İçerik bakımından 
bir kere okuyucuyu büyülüyor. Yazarımızın başarılarının devamını dilerim....
"Ve söylemeden geçemedin Neden mutlu son la bitmedi neden?
Bay Ruffles ve Elçim'e kıyılır mı ya :( :("



"Hayatımı... hayatına... kattım...."


"Aşk ne demek Elçim?"
"Aşk mı?" 
"Benim sana olduğum her şey"




"Evet! Seni seviyorum.Tam olarak nasıl hissetmem gerektiğini bilmesem de
Seni Seviyorum"


"Sırtındaki siyah nokta büyüdükçe içimdeki boşlukta büyüyordu.
Öpsem... Geçer miydi?"




"Yanımda o varken korkmuyorum hiçbir şeyden."



Anne ve babamın mutlu bir evlilikleri vardı. 
Severlerdi birbirlerini. 
Bazen onlar öpüşürken gizliden izler, 
aynısını kucağımdaki ayıcığa uygular sırıtırdım. 
Dedim ya, normal değildim. 
O zamanlar da kucağımdaki ayıcığa aşıktım...





"Olmayacak şeyleri dileme hastalığım bir gün beni öldürecekti.
Tutuklu kalmıştım işte...
Aşka yenik düşmüş tekrar incinmiştim en yaralı yerimden...."



Dudaklarım dudaklarına kadar gerilince, 
kendimi kaybedip bana sevgiyle bakan yakışıklı çocuğun boynuna 
atladım. Yıldızlı gökyüzü şahit olsun ki...
Onu çok seviyordum





Aşk...
Yalnızca üç saniyelikti. Yakalandığın zaman amansız bir hastalık gibi 
her yerini saran,  dikenli bir tel gibi canını acıta acıta kendisi ile yaşamak zorunda 
bırakan ve canının acıtmasına rağmen onu daha çok istediğin şeydi, bir tür bağımlılıktı...
İstemiyordum.
Ama gözleri öyle güzeldi ki, alamıyordum kendimi iki kahverengi sıcaklığa bakmaktan.


Hani kitabın başındaki "severek ayrılanlar "vardı ya?
İşte onlar bizdik. Bay Ruffles ve ben.
 Ayrılırken kalbimizin her atışında yankılanan
"seni seviyorum" sözleri gibi olacaktı.



Üçüncü kez dudak sürtünmesini kaldıramazdı benim minik kalbim. 
Zaten yeterince yakın duruyordum...
O an dedim ki "Elçim senin yaptığın planı dürtükleyim."


"Seni seviyorum yumuşak kapli Prens Ayıcık"










4 yorum:

  1. KİYAP TANITIMLARINIZ COK GÜZEL

    YanıtlaSil
  2. Güzel bir yazı olmuş ancak keşke sonunda ayrıldıklarını yazmasaydınız... Benim gibi kitabı okuyacaklar için büyüyü biraz bozuyor.

    YanıtlaSil